MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tazminat
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, erken tahliye nedeni ile tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı,davalının 01.01.2005 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, 01.01.2007 tarihinde gönderdiği ihtarname ile kira sözleşmesini feshettiğini, kira sözleşmesinde fesih yetkisi bulunmadığını, davalının ikinci yılın son altı ay kira bedelinin ödemediğini, 01.07.2006 tarihinden taşınmazın dönem sonuna kadar boş kaldığı 01.01.2010 tarihine kadarki kira bedelleri toplamı 12.600 TL'nın tahsilini istemiştir. Davalı ihtarname keşide ederek sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırdığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkeme, davanın kısmen kabulüne, 7.214.86 TL alacağın davalıdan tahsiline karar vermiştir.
Taraflar arasında 01.01.2005 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinin 9. maddesi “ Kiracı kiralananı boşaltmak istediği takdirde bir ay evvelinden mal sahibine ulaşacak şekilde bildirmek zorundadır.” hükmünü içermektedir.Davalı kiracı tarafından akdin feshedileceğine dair 07.02.2007 tarihli ihbarname davacı kiraya verene 12.02.2007 tarihinde tebliğ edilmiştir. Kiracının kira süresi sona ermeden kira sözleşmesini tek taraflı olarak feshederek kiralananı tahliye etmesi durumunda, kural olarak kira süresinin sonuna kadar kira parasından sorumludur. Bununla birlikte Borçlar Kanununun 98. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken aynı Yasanın 44. maddesi hükmüne göre, davacı kiralayan zararın artmaması için taşınmazı aynı koşullarla başkasına kiralamak konusunda gerekli çabayı göstermek, böylece zararın artmasını önlemesi için kendisine düşen ödevi yapması gerekir. Aksi halde hakim tarafından tenkise tabi tutulur. Bu durumda, davacının zararı tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira parasından ibarettir. Ancak, kira sözleşmesinin 9. maddesindeki düzenleme ile kiracıya bir ay önceden tek taraflı feshi ihbarla kira sözleşmesini sona erdirme hakkı tanındığına göre, tarafların yeniden kiraya verme süresini bir ay ile sınırlandırdığının kabulü gerekir. Mahkemece, tahliye tarihi olarak kabul edilen 12/02/2007 tarihinden itibaren davacının isteyebileceği makul süre (yeniden kiraya verme süresi) kira parasının bir ayla sınırlı olduğunun kabul edilmesi gerekirken tüm dönem kirasına karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan davalı tarafından yemin deliline dayanıldığı ve savunmasında tahliye tarihine kadarki tüm kira bedellerini ödediği ileri sürmesi karşısında davalıya kira bedellerinin ödendiğine dair davacıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi her ay kira bedelinin muaccel olduğu tarih esas alınarak faizin hesaplanması gerekirken bu hususun dikkate alınmaması da hatalıdır.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 07/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy