MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (....AHM.)
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanıldığına yönelik temyiz itirazlarına gelince ;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin ... parsel No’lu taşınmazın paydaşlarından olup, taşınmazın diğer paydaşı ...'nin 1/2 payını 31.08.2010 tarihinde 13.000 TL bedelle davalıya sattığını, yapılan pay satışının davacıya noter aracılığı ile bildirilmediğini, davacının satışı eski malik ... ile birlikte 18.8.2006 tarihinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı ... İnşaat Müteahhitlik Hafriyat Emlak San. ve Tic Ltd Şti.'nin dava konusu edilen taşınmaz üzerindeki devri nedeniyle haricen 30.11.2010 tarihinde öğrendiğini, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın usul ve yasaya aykırı açıldığını, taşınmazda paydaşlardan her birinin dilediği gibi tasarrufta bulunma hakkının bulunduğunu, paylı malikler arasında kişisel bir ilişki bulunmadığından pay malikinin tasarrufta bulunurken diğer paydaşlardan onay almak zorunda olmadığını, her paydaşın kendi payını satabileceğini, bu nedenle davalıya yapılmış olan geçerli satışın iptal edilemeyeceğini, davanın kötü niyetle açıldığını, zira davacının taşınmazın kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu edildiğinden bahisle davalının olaya müdahil olmasını istemediğini, davayı da bu amaçla açtığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım
hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davacının paydaşı olduğu 15 No’lu parselde bulunan ve dava konusu edilen 1/2 pay taşınmazın paydaşı ... tarafından 13.000 TL bedelle 31.8.2009 tarihinde davalıya satılmıştır. Aslında söz konusu taşınmaz daha öncesinde ... No'lu parsel olarak satıcı paydaş ...'ye, ... No'lu parsel olarak davacıya müstakilen ait iken, davacı, satıcı paydaş ... ve müteahhit firma olarak da ... İnşaat Müteahhitlik Hafriyat Emlak S Tic.Ltd.Şti. arasında düzenlenen 18.08.2006 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği tevhit edilerek ... No'lu parsel haline gelmiştir. Anılan sözleşme gereği müteahhit firma taşınmaz üzerine onsekiz bağımsız bölümden oluşan inşaat yapacak, bunlardan 10-13 ve 14 daireler ...'ye, 7-11 ve 12 No'lu daireler ise davacıya ait olacaktır. Süreç içinde ve dava konusu payın davalıya satılmasından sonra davacı, müteahhit firma ve ... Sosyal Hizmetler İnş. Mak. ve Müşavirlik San. ve Tic.Ltd.Şti. arasında müteahhit firmanın yükümlülüklerinin ... Ltd. Şti.'ye devredilmesi konusunda bir protokol düzenlenmiş, bu belgede davacı da, yapılan pay satışına yönelik önalım davası açma taahhüdünde bulunmuştur. Her ne kadar taşınmaz üzerinde sözleşme ve protokole konu edilen inşaatın yapılıp yapılmadığı belirsiz ise de, ilk yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde davacı ve satıcı paydaş, yapılacak olan inşaatta oluşturulacak bağımsız bölümleri daire numaralarını da göstermek suretiyle taşınmazın fiilen taksim edilmesi iradelerini ortaya koymuşlardır. Yukarıda açıklandığı üzere önalım davalarında taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanıldığı savunması, davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden göz önünde tutulması gerekir. Ne var ki mahkemece bu savunmaya karşılık yeterli inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece, öncelikle düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde taşınmazın fiilen taksim edilip edilmediği üzerinde durulup değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (2) No'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 08/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy