MAHKEMESİ : İzmir 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 07/06/2012
NUMARASI : 2012/189-2012/120
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiralayan tarafından kiracı aleayhine ilave kira parası, malzeme bedeli, ihtar masrafından oluşan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmmen kabulüne, itirazın 6.613,37 TL üzerinden iptaline, fazlaya ilişkin talebin ve davalının icra tazminatı isteminin reddine, davacı lehine icra tazminatına karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan deliller, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirdde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin davacı lehine verilen icra tazminatına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili, İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2010/4590 esas sayılı icra dosyasında 11.03.2010 tarihli takip talebi ile, "ilave kira bedeli, kiralanan malzemenin temizlik bedeli, ihtar masrafından" oluşan toplam 8.917 TL alacağın tahsili isteminde bulunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, itirazın 6.613,37 TL üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden %40 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muaayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Olayımızda, takip konusu ilave kira parası ile temizleme bedelinden ödenmesi gereken miktarlar yapılan yargılama sonunda belirlendiğine göre alacağın belli olduğundan sözedilemez. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen miktar üzerinden icra tazminatına hükmedilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı lehine verilen icra tazminatına hasren BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 01.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy