MAHKEMESİ : Adıyaman Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/02/2013
NUMARASI : 2012/15-2013/105
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, itirazın iptali ve icra tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın davalılarla 01.07.2011 tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlediklerini, bir yıllık kira karşılığı olarak davalılara 105.000,00 TL ödendiğini, ancak daha sonra sözleşmeden doğan hakları gereğince sözleşmeyi feshettiklerini, peşin ödenen bedelden bakiye kalan asıl alacağın tahsili için icra takibi başlattıklarını, davalıların takibe itiraz ederek durdurduklarını belirterek yapılan itirazın iptali ile borçlunun %40'ından az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davacının kiralananın kiralama amacına uygun şekilde kullanılamamasından ötürü sözleşmeyi feshettikleri iddiasının doğru olmadığını ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki kira sözleşmesi ve şerhinin devam etmekte olduğunu, 9.maddede belirtilen fesih şartının kiralananın deprem, yangın, su baskını sebebiyle kullanılamayacak hale geldiği takdirde feshetme yetkisi verdiğini, davacının kiralananı amacı doğrultusunda kullanamayacağı gerekçesiyle feshettiği, ancak kiralananın fesih tarihinde ve sonrasında amaca uygun durumda olduğunu, 9.maddede belirtilen şartın 6570 sayılı kanuna ve Borçlar Kanununa aykırı olduğunu, tarafların 10 yıllık sözleşme imzaladıklarını, bu nedenle oturmadıkları sürenin de kiralarını ödemeleri gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, “sözleşmenin 9. maddesinde kiralanan deprem, yangın, su baskını ve diğer afetler yüzünden kullanılmayacak hale geldiği takdirde banka derhal binayı tahliye etmekte serbest olduğu gibi, sözleşme süresi sona ermeden 1 ay önce yazılı olarak mal sahibine haber vermek şartıyla dilediği zaman sözleşmeyi feshederek binayı tahliye etmekte serbesttir, gecikme halinde mal sahibi bakiye alacağın tamamen tahsil ve tasfiyesine kadar cari ticari en yüksek faizi ile birlikte ödemeyi kabul ve taahhüt eder hükümlerini ihtiva ettiği, tarafların sözleşme ile kabul etmiş oldukları hükümlere uymak mecburiyetinde oldukları, taraflar arasında kira sözleşmesinin başlangıç tarihi 01.07.2011 olup, davacının fesih ihtarnamesinin davalılara tebliğ tarihi ise 06.09.2011 olduğu buna göre sözleşme metninde de belirtildiği gibi bu tarihten bir ay sonraki tarih olan 06.10.2011 tarihinde sözleşmenin feshedilmiş sayıldığı, bu durumda davacının dava konusu taşınmazı 97 gün kullanmış olduğu ve usul ve yasaya uygun olarak hazırlanan bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davanın kısmen kabulü ile 77.000,00 TL asıl alacak ve 802,08 TL faiz üzerinden takibin devamına” denilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, 01.07.2011 başlangıç tarihli 10 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf kira sözleşmesinin 9. maddesi gereğince “ Kiralanan, deprem, yangın, su baskını ve diğer afetler yüzünden kullanılamayacak hale geldiği takdirde, Banka derhal binayı tahliye etmekte serbest olduğu gibi, sözleşme süresi sona ermeden de, bir ay önce yazılı olarak mal sahibine haber vermek şartıyla dilediği zamanda sözleşmeyi feshederek binayı tahliye etmekte serbesttir. Her iki halde de, mal sahibi Banka'dan herhangi bir tazminat isteğinde bulunmayacak ve varsa peşin ödenmiş kira bedellerinin işlemeyen günlere isabet eden kısmı vergi stopajı ile birlikte ihtarname çekilmesine ve mahkeme kararı alınmasına gerek kalınmaksızın, sözleşmenin fesih tarihinde Banka'ya derhal nakden ve defaten ödeyecektir. Gecikme halinde mal sahibi bakiye alacağın tamamen tahsil ve tasfiyesine kadar cari ticari en yüksek faizi ile birlikte ödemeyi kabul ve taahhüt eder” hükmüne ilişkindir. Davacı banka 12.08.2011 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile, kiralananın kiralama amacına uygun biçimde kullanılmasının mümkün olmaması gerekçesiyle kira sözleşmesinin 9.maddesine dayanarak ihtarnamenin tebliğinden itibaren bir ay sonra kira sözleşmesini feshettiğini bildirmiş, bu ihtarname davalılara 06.09.2011 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı vekili davasında feshin geçerli olduğu 06.10.2011 tarihinden itibaren peşin ödenen kira bedelinin tahsilini istemiştir. Mahkemece de feshin geçerli olduğu tarih 06.10.2011 kabul edilerek bu tarihten sonraki peşin ödenen kira bedelinin davacıya iadesine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece feshin gerçekleştiği tarih dikkate alınarak kira bedelinin iadesine karar verilmişse de, feshin gerçekleştiği tarihte kiralanan tahliye edilmemiştir. Tahliye tarihini ispat kiracıya aittir. Kiracı kiralananı ihtarla 06.10.2011 tarihinde feshettiğini bildirmişse de, kiralananın anahtarını tevdi mahalli vasıtasıyla teslim ettiğini beyan etmiştir. Dosya kapsamında tevdi mahalli kararının tebliğine ilişkin belge dosyada bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece tevdi mahalli kararının kiralayanlara tebliğ tarihi araştırılarak, kiracıyı tevdi mahalli kararının tebliğ tarihine kadar süre için kiralardan sorumlu tutup bu tarihten sonraki kiraların davacıya iadesi gerekirken 06.10.2011 tarihinden sonraki kira bedelinin iadesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy