MAHKEMESİ : İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 08/11/2012
NUMARASI : 2010/954-2012/867
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava,kiralayan tarafından kiracı aleyhine kiralananın hor kullanımdan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının davacılara ait N.. Apartmanı, No:... daki dairede 01/06/2003 başlangıç tarihli kira sözleşmesi uyarınca kiracı iken taşınmazı 29/03/2010 tarihinde kendi rızası ile boşalttığını,tahliyeden sonra Beyoğlu 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/22 D.iş sayılı dosyasında yapılan tespit sonucu hor kullanılmaktan kaynaklanan 2.500 TL zarar oluştuğunun tespit edildiğini,tespit edilen bedelin tahsili için davalı hakkında Beyoğlu 2.İcra Müdürlüğünün 2010/19870 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını,borçlu tarafın haksız ,dayanaksız ve mesnetsiz olarak itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline ,takibin devamına ve % 40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde, hor kullanım olmadığını, davacının iddialarını kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanununun 256.maddesi hükmüne göre kiracı kiralananı, kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak ve sözleşme sonunda aldığı hali ile iade etmek durumundadır. Kiralananın kötü (hor) kullanılması nedeniyle uğradığı zarar için kiralayan, giderim isteminde bulunabilir. Hasar miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmekte olup, tek yanlı yapılan ve itiraza uğrayan(icra dosyasındaki ödeme emrine itiraz dilekçesinde de tespit raporuna itiraz edilmiştir) delil tespitine ilişkin bilirkişi raporu hükme esas alınamaz. Öte yandan dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 368 ve devamı maddelerine dayanılarak yaptırılan delil tespitine ilişkin bilirkişi raporları aynı yasanın 374.maddesi hükmü uyarınca asıl dava dosyasının eki sayılmakla birlikte, söz konusu raporlara karşı belirli sürede itiraz edilmemesi halinde kesinleşeceği veya aleyhine tespit yaptırılan kişi hakkında kesin delil niteliği kazanacağına dair yasal bir düzenlemeye de yer verilmemiştir. Bu nedenle delil tespiti yolu ile alının bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olan taraf bu itirazını hüküm verilinceye kadar mahkemeye bildirebilir. Kaldı ki tespit raporunun iddiayı ve savunmayı karşılayıp karşılamadığı, hüküm kurmaya yeterli olup olmadığını denetleme işi hakime ait bir görevdir.
Olayımızda; Taraflar arasında 1.6.2003 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiği davalının taşınmazı 29.3.2010 tarihinde tahliye ettiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiralananın tahliyesini müteakip davacı tarafından 14.4.2010 tarihinde tespit yaptırıldığı ve o tespit sonucu verilen bilirkişi raporuna dayanılarak bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece tespite ilişkin bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmiş ise de, söz konusu tespitin davalının yokluğunda yapıldığı,tespit raporunun davalıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Davalı vekili,hasar bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinde ödeme emri tebliği üzerine vermiş olduğu itiraz dilekçesinde ve yargılama sırasında söz konusu tespite ve bilirkişi raporlarına itirazını bildirmiş, tespitin gerçek durumu yansıtmadığını öne sürmüştür. Bu durumda, tek yanlı olarak yaptırılan tespit ve bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda mümkün ise mahallinde uzman bilirkişi ya da bilirkişilerce keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak,kiralanandaki hasar durumunun ayrıntılı ve denetime elverişli şekilde tespiti,tespit edilen hasar varsa bu hasarın olağan kullanımdan mı yoksa hor kullanmadan mı kaynaklandığının belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmuştur.
SONUÇ;Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy