MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tahliye
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacılar ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; mülkiyeti davacılara ait olan dava konusu 6.000 m2 arsa vasıflı taşınmazı 01.08.2004 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile davalıya kiraya verdiğini, son kira bedelinin aylık 6.380,00 TL olduğunu, kira süresinin 28.09.2006 tarihli protokol ile 01.08.2012 tarihine kadar uzatıldığını, bu tarihten sonra kira sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin ... 3.Noterliği'nin 17.01.2012 tarih ve 00845 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı kiracıya bildirildiğini, davalının dava konusu taşınmazı boşaltmadığı gibi kira bedeline % 5 zam yaptığını belirterek davalının kiralanandan tahliyesini, davaya konu yerin kira bedelininin 01.08.2012 tarihinden tahliye tarihine kadar aylık 20.000,00 TL net (24.000,00 TL Brüt) olarak tespitini istemiştir.
Davalı vekili cevabında; 6098 sayılı Borçlar Kanununun konut ve çatılı işyerleri kiralarının düzenlediği 347. maddesinde kiraya verenin sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremeyeceğini, kira sözleşmesinin 4. maddesinde yıllık artışın tefe üfe oranı veya % 5 olarak uygulanacağının düzenlediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dava devam ederken dava konusu taşınmaz 27.03.2013 tarihinde dava dışı ... isimli kişiye satılarak mülkiyeti devredilmiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın satılarak mülkiyetinin devredilmesi nedeniyle tahliye davası konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kira tespiti davasının kısmen kabulü ile 01.08.2012 tarihinden itibaren aylık kiranın brüt 12.750 TL olarak tespiti yönünde hüküm tesis edilmiş, hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından tesbit hükmüne yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 01/08/2004 başlangıç tarihli sözleşmede kiralananın 6000 m2 yüzölçümündeki arsa olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu haliyle kiralananın Borçlar Kanununun adi kiraya ilişkin hükümlerine tabi olduğunun kabulü gerekir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; kira parası, Türk Borçlar Kanunu'nun 299. maddesinde yer alan, kira akdinin esaslı unsurlarındandır. Yine, kiralanan taşınmazın, niteliği itibari ile konut ve çatılı işyeri kirasına (6570 sayılı Yasanın uygulama alanı içinde) tabi bulunması nedeniyle asıl olan, kira müddetinin sonunda da kira akdinin devam etmesidir. Ancak, kira parasına ilişkin olarak, tarafların ihtilafa düşmeleri halinde sözleşmede doğan bu boşluk, 18.11.1964 tarih 2/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı uyarınca hakim tarafından doldurulur. Borçlar Kanununa tabi olan yerlerde ise, akit kural olarak sözleşmede öngörülen süre hitamında sona erer ve mecurun kira parası hakkında taraflar arasında anlaşmazlık bulunması durumunda kira akdinin asli unsurlarından olan kira bedeli konusundaki uyuşmazlık nedeniyle, artık devam eden bir kira sözleşmesinin varlığından söz etme olanağı yoktur. Ortada devam ettiğinden söz edilebilecek bir kira akdi bulunmadığına göre görev genel kurala göre belirlenir.
Mahkemece davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy