MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 16. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 02/04/2013
NUMARASI: 2012/766-2013/191
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit ve istirdat davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira farkı ve işlemiş faiz alacağının tahsili için başlatılan icra takibinde borçlu olmadığının tesbiti ve istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı- kiracının mülkiyeti davalıya (kiraya verene) ait olan taşınmazda kiracı olduğunu, kira bedelinin Kadıköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/625 Esas ve 2012/83 Karar sayılı ilamı ile 14/01/2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere brüt 10.500,00 TL (Net 8.400,00) olarak tespit edildiğini, kararın 18/06/2012 tarihinde kesinleştiğini, davalı tarafın 04/07/2012 tarihinde Kadıköy 7. İcra Müdürlüğü'nün 2012/14960 Esas sayılı takip dosyası ile 14/01/2010 tarihinden itibaren 14.07.2012 dahil kira farkı ve işlemiş faizi olarak toplam 79.449,17 TL nin tahsili için icra takibi başlattığını, ödeme emrinin tebliğinden önce kira farkı ve işlemiş faiz toplamı olan 53.000,00 TL nin davalının banka hesabına ödendiğini, ilam gereği davacı tarafın vekalet ücreti ve yargılama giderlerini de davalı vekilinin hesabına 3.797,00 TL olarak havale ettiğini, haciz sırasında da 1000 TL'nin ödendiğini, davacının bu şekilde kira tespit davasından kaynaklanan kira farkları ve yargılama giderlerini ödemiş olduğunu, davalı tarafın işbu davaya konu 79.449,17 TL kira farkını ve işlemiş faizini hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın davacıdan talep ettiğini, oysa kira farkı alacaklarına ancak kira tespit kararının kesinleşmesinden itibaren faiz yürütülebileceğini, davalı tarafın tespit tarihinden itibaren faiz yürüttüğünü belirterek davacının kira tespit davasından kaynaklanan 79.449,00 TL kira farkı borcunun bulunmadığının tespitine, takibin iptaline, haciz esnasında tahsil edilen 1.000,00 TL'nin 30/07/2012 tarihinden itibaren ticari faiz uygulanarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının haksız takibi nedeniyle %20 icra tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının kiralananda 01/05/1998 tarihli kira sözleşmesi ile oturmaya başladığını, daha sonra taşınmazın tamamının 14/12/2009 tarihinde davalının satın aldığını, kira bedelinin tespitine ilişkin ilamın kesinleşmesinden sonra tespite konu kira farkları ve faizi için takip başlattığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini ve davacının inkar tazminatına mahkum edilmesini savunmuştur.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin 14.01.2011 ve 14.01.2012 dönemi kira farkı alacağına yönelik temyiz itirazlarına gelince ; Kiralanan taşınmazın davacı tarafından satın alınmasından önceki 01.10.1999 ve 01.05.2009 başlangıç tarihli kira sözleşmelerinde artışa ilişkin bir şart bulunmadığı görülmektedir. Taraflar arasında görülen kira bedelinin tespitine ilişkin dava sonucunda 14.01.2010 tarihinden itibaren başlayan dönemde aylık kira bedelinin brüt 10.500 TL olarak tespitine karar verilmiştir. Önceki malikler ile davacı - kiracı arasında imzalanan kira sözleşmesi mülkiyetin davalıya intikaliyle halefiyet suretiyle davalıya intikal etmiş olup, davalı - yeni malik, bu kira sözleşmesindeki şartlarla bağlıdır. Kira bedelinin tespitine ilişkin ilam bu sözleşmedeki kira bedelinin belirlenmesine ilişkin olup diğer koşullar yönünden sözleşme aynen geçerlidir. Sözleşmede artış şartı bulunmadığına göre 14.01.2011 ve 14.01.2012 tarihinde başlayan dönemlerde de mahkemece belirlenen brüt 10.500 TL kira bedelinin ödenmesi gerekir. Davalı kiraya veren tek taraflı olarak kira artışı yapamaz.Bu durumda 14.01.2011 ve 14.01.2012 tarihinde başlayan dönemler yönünden ÜFE oranında artış uygulanarak aylık kira parasının belirlenmesi suretiyle sonuca giden Bilirkişi raporunun hükme esas alınması hatalıdır. Mahkemece 14.01.2011 ve 14.01.2012 tarihinde başlayan dönemler yönünden de aylık kira bedelinin brüt 10.500 TL olarak kabulü suretiyle ödenmesi gereken kira farkı ve işlemiş faiz alacağı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır
SONUÇ: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.