MAHKEMESİ : İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/05/2013
NUMARASI : 2013/112-2013/363
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kiracılık sıfatının tespiti davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş, ancak dosyada pulunun olmadığı görüldüğünden duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira ilişkisinin tespiti ve çekişmenin önlenmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili tarafından verilen ıslah dilekçesi ile dava menfi tespit ve istirdat istemine dönüştürülmüş ise de mahkemece süresinden sonra verilen ıslah dilekçesi nazara alınmayarak, kira ilişkisinin tespiti istemine yönelik davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin kiracılık ilişkisinin tespiti ve çekişmenin önlenmesi istemi hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili; Davalı Hazineye ait arazinin tarımsal amaçlı olarak kullanılmak üzere, Defterdarlık Milli Emlak Dairesi tarafından 24.10.2011 tarihli sözleşme ile müvekkiline kiraya verildiğini, kiralama işlemini müteakip Tarım İl Müdürlüğüne yaptıkları başvuruda; arazinin eğiminin yüksek olduğu ve hububat ekimine uygun olmadığının bildirildiğini, bu nedenle arazinin sözleşme amacına uygun olarak kullanılamadığını, mecurun bu hali ile ayıplı olduğunu, buna rağmen davalının kira borcunun ödenmemesini gerekçe göstererek sözleşmeyi tek yanlı feshettiğini, kira borcunun ödenmemesinin sözleşmede bir fesih nedeni olarak kabul edilmediğini, feshin haksız olduğunu belirterek davalının feshe yönelik işleminin iptali ile kira ilişkisinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 28.03.2013 tarihli duruşmada davayı sözlü olarak ıslah ettiklerini bildirmiştir. 6100 sayılı HMK’nun 180.maddesi uyarınca bir haftalık yasal süre geçtikten sonra 10.04.2013 tarihinde verdiği ıslah dilekçesinde; ayıp nedeniyle sözleşme kapsamında ödenen kira parasının iadesi ve borçlu olmadıklarının tespitini istemiştir. Davalı vekili davanın reddini savunmuş mahkemece ıslah dilekçesi nazara alınmaksızın yapılan yargılama sonunda davalının fesih işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ile davalı idare arasında, 2886 Sayılı Yasa hükümlerine göre düzenlenen 24.10.2011 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmeye konu yer tarımsal amaçlı kullanılmak üzere davacıya kiraya verilmiştir. Kira sözleşmesinin 11. maddesinde "Kiracının kira dönemi sona ermeden faaliyetini durdurması……….veya taahhüdünü sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi hallerinde (taksitlerin süresinde ödenmesi dahil) 2886 sayılı Kanunun 62.maddesine göre idare 10 gün süreli ihtarname ile durumu kiracıya bildirir ve ihtarnamede yazılı hususlara uyulmasını ister. İhtarnamede belirtilen sürenin sonunda yerinde yapılacak kontrolde belirtilen hususlara uyulmadığı görülürse kira sözleşmesi feshedilerek kesin teminatı irat kaydedilir ve son bir yıl kira bedeli tazminat olarak tahsil edilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Davalı idare sözleşmenin bu hükmüne dayalı olarak 23.02.2012 tarihinde ödenmesi gereken birinci yıl kira bedelinin 2.taksiti ve 23.04.2012 tarihinde ödenmesi gereken 3.taksit tutarının keşide edilen 10 gün süreli ihtara rağmen ödenmediğinden bahisle sözleşmeyi tek yanlı olarak feshetmiştir. Davacı işbu davayı feshin hukuka uygun olmadığı iddiası ile açmıştır. Dosya kapsamına göre, kiralananın Borçlar Kanun'unun adi kiraya ilişkin hükümlerine tabi bir yer olduğu anlaşılmaktadır. Kira akdinin sona erme sebeplerinden biri de kiracının temerrüdü olup kira parasının ödenmemesi veya geç ödenmesi durumunda akdin feshinin biçim ve koşulları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 315.maddesinde (818 sayılı BK.nun 260.maddesi) düzenlenmiştir. Buna göre, istenen kira parasının veya yan giderin muaccel (istenebilir) olması ve kira bedeli ile yan giderin verilen sürede ödenmemiş bulunması, ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Kiracıya verilecek süre konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gün, ürün kiralarında en az altmış gün, diğer kira ilişkilerinde ise en az on gündür. Kira parasının geç ödenmesi nedeniyle davalı kiracıya keşide edilen ihtarname kiracının temerrüdünü düzenleyen ve az önce yukarıda açıklanan yasanın emredici hükmüne aykırı olduğundan, hukuki sonuç doğurmaz. Feshin hukuka aykırı olduğu iddiası ile açılan davanın belirtilen bu husus nazara alınarak incelenip sonuca bağlanması gerekirken hukuksal dayanağı olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (2) Nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy