MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 25/06/2013
NUMARASI: 2013/587-2013/575
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dilekçesinde, davacının kefalet süresinin 31.12.2007 tarihinde bittiğini, takipte ise 2009 yılı birinci ay ile aynı yıl beşinci ay arası kira bedellerinin istendiğini, davacının haciz baskısı altında 10.05.2012 tarihinde 5.910.41 TL ödediğini ayrıca aracının da bağlandığından otoparka 1.890 TL ödemek zorunda kaldığını belirterek davacı tarafından ödenen paranın istirdatını talep etmiş, davalı vekili davacının sözleşmeyi serbest iradesiyle imzaladığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 07.06.2007 başlangıç, 31.12.2007 bitiş tarihli sözleşme konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı bu sözleşmeye dayanarak 26.06.2009 tarihinde başlattığı icra takibinde 01.01.2009 ile 31.05.2009 tarihleri arası kira parasının tahsilini istemiş, sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalayan davacı 10.05.2012 tarihinde icra dosyasına 5.910.41 TL yatırmıştır. Sözleşmenin özel şartlar bölümünün 2. maddesinde sözleşmenin herhangi bir nedenle uzaması halinde kefilin kefaletinin de kendiliğinden uzayacağı düzenlemesi bulunmaktadır. Her ne kadar sözleşmede kefilin sorumluluğu açıkça düzenlenmiş müşterek müteselsil kefil olduğu belirtilmiş ayrıca 2. maddede kefilin sorumluluğunun sözleşmenin uzaması halinde de geçerli olduğu kararlaştırılmış ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.3.2006 gün ve 2006/6-78 Esas, 2006/88 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi Borçlar Kanunu’nun 484. maddesi hükmü gereğince, yazılı şekilde düzenlenmiş, süresi ve ödenecek kira paralarının miktarı açıkça gösterilmiş bir kira sözleşmesini kiracının kefili sıfatıyla imzalayan kişi; sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca, kiracının ödemekle yükümlü bulunduğu kira paralarından, kefil sıfatıyla kiralayana karşı sorumludur. Zira, böylesi bir durumda, kefilin sorumluluğu süre ve miktar itibariyle belirlidir. Kefil sorumluluğunun kapsamı ve sınırlarını bilmektedir. Kira süresinin, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanun’un 11. maddesi gereğince (TBK 347) uzadığı hallerde, uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle bu hususun (kefilin sorumluluğunun uzayan dönem için de devam edeceğinin) sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması gerekir. Bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki
sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması da şarttır. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir. Olayımızda da, kefaletin sözleşmenin herhangi bir nedenle uzaması halinde de devam edeceği belirtilmiş ise de; kefilin gerek sorumlu olacağı süre gerekse azami miktar gösterilmemiş olduğu için müşterek müteselsil kefilin sorumluluğu sözleşmenin düzenlendiği tarih olan 07.06.2007 tarihinden bitiş tarihi olan 31.12.2007 tarihine kadardır. Davalının başlatmış olduğu icra takibi kefilin sorumlu olduğu bu dönemden sonra gelen 2009 yılı bir ve beşinci ay arası kira bedeline ilişkin olduğundan kefilin sorumluluk süresi dışındadır. Bu nedenle davacının ödeme iddiaları üzerinde durulup sonucuna göre karar verilmesi gerekirken gerekçede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.