MAHKEMESİ : Karşıyaka 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/04/2013
NUMARASI : 2012/910-2013/442
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira bedelinin tespiti davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, 8.250 TL olan kira parasının 01.05.2012 tarihinden itibaren 16.000 TL olarak tespitine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile aylık kira parasının 01.05.2012 tarihinden itibaren 13.887 TL olarak tespitine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı şirketin tasfiye memuru F.. K.. tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili tarafından 06.08.2012 tarihinde açılan kira parasının tespiti davasında mahkemece yapılan yargılama sonucu 16.04.2013 gün ve 2012 / 910 Esas 2013 / 442 Karar sayılı kararla aylık kira parasının 01.5.2012 tarihinden itibaren 13.887 TL olarak tespitine karar verilmiştir. Hüküm davalı şirkete 11.05.2013 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Karar tebliğinden sonra 30.05.2013 tarihinde mahkemeye başvuran davalı şirket tasfiye memuru F.. K.. dosya fotokopisinin kendisine verilmesini talep ederek, 07.06.2013 tarihli temyiz dilekçesi ile hükmü temyiz etmiştir. Hüküm her ne kadar tasfiye halinde bulunan davalı şirkete tebliğ edilmiş ise de, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 539 / 3 maddesi hükmü gereği tasfiye halindeki şirketi, tasfiye ile ilgili konularda mahkemelerde ve dış ilişkide tasfiye memurları temsil eder. Tebligat Kanunu’nun 11 / 3 maddesi hükmü gereği de kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat, kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icap etmedikçe bu mümessillere yapılır. Bu itibarla davalı şirket tasfiye memuruna karar tebliğ edilmediğinden kararın kesinleştiğinden söz edilemez. Davalı şirket tasfiye memuru da karardan 30.05.2013 tarihinde haberdar olup 07.06.2013 tarihinde temyiz isteminde bulunduğundan Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi hükmü gereği öğrenme tarihine göre temyiz istemi süresinde kabul edilmekle yerel mahkemenin 13.06.2013 tarih ve 2012 / 910 Esas 2013 / 442 Karar sayılı temyiz isteminin reddine dair ek kararının bozularak kaldırılmasına oybirliği ile karar verildi. Dosyadaki bütün kağıtlar okundu. Gereği görüşülüp düşünüldü.
HMK'nun hukuki dinlenme başlıklı 27. maddesi gereğince davanın tarafları kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, yasanın gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için yöntemine uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.
Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasası'nın 36. maddesi ile 6100 Sayılı HMK'nun 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere yasal şekillere uygun olarak davet edilmeden hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Olayımıza gelince; davalı şirket hakkında kira parasının tespiti için açılan davada dava dilekçesi kiralananın adresine tebliğe çıkarılmış, ancak davalının adreste tanınmaması nedeniyle 15.08.2012 tarihinde iade olunmuştur. Bunun üzerine mahkemece İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden davalı şirketin adresi sorulmuştur. İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü 08.10.2012 tarihli cevabi yazısında davalı şirketin adresini bildirirken, aynı zamanda şirketin 23.02.2012 tarihinde tasfiyeye girdiğini de belirtmiştir. Ticaret Sicili'nden bildirilen adrese çıkarılan tebligatın yine tebliğ edilememesi üzerine de, anılan adrese Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre dava dilekçesi tebliğ edilip, yargılama davalının yokluğunda sürdürülerek sonuçlandırılmıştır. Ne var ki, yukarıda açıklandığı üzere tasfiye halindeki şirketin temsilcisi tasfiye memuru olup, şirketin tasfiyesine ilişkin 25.05.2012 ve 01.06.2012 tarihlerinde ilanlar yapıldıktan sonra 08.06.2012 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde alacaklıları davet yönünden yayınlanan üçüncü ilanda tasfiye memurunun isim ve adresi gösterilmiştir. Bu durumda mahkemenin dava dilekçesini tasfiye memuruna tebliğ ettirerek taraf teşkilini sağlaması gerekirken, davalı şirkete Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan tebligatla yetinmesi usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece yapılması gereken iş, davalı şirket tasfiye memuruna yöntemine uygun şekilde dava dilekçesini tebliğ ettirip taraf teşkilini sağladıktan sonra işin esası hakkında bir karar vermekten ibaret olup, taraf teşkili sağlanmadan verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı şirket tasfiye memurunun diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy