MAHKEMESİ : Gebze 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/05/2013
NUMARASI : 2013/112-2013/673
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, akde aykırılık ve temerrüt nedenleriyle tahliye ile sözleşmeye bağlı intifa hakkının (kira şerhinin) kaldırılması istemlerine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne, taraflar arasındaki sözleşmenin feshine ve davalının taşınmazdan tahliyesine karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiş,davacı vekili karşı temyiz isteminde bulunmuştur.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388.maddesi ile bunun karşılığı olarak düzenlenen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2 maddesinde belirtilmiştir. Buna göre karar (hüküm), tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hüküm gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorundadır. Ayrıca,davanın kabulüne karar verildikten sonra hükmün kendi içinde çelişki oluşturacak şekilde, sanki davanın kısmen kabulüne karar verilmiş gibi taleplerden birisi hakkında hüküm kurulmaması doğru değildir.
Somut olayda; Davacı vekili,dava dilekçesinde, “...akde aykırılık ve temerrüt nedenleriyle tahliye ile sözleşmeye bağlı intifa hakkının(kira şerhinin) kaldırılmasını...” istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne denildikten sonra ,akdin feshi ve tahliyeye karar verilmiş, ancak dava dilekçesindeki 3 talepten biri olan sözleşmeye bağlı intifa hakkının(kira şerhinin) kaldırılması istemi ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar vermemiştir. Oysa, hüküm de davanın kabulüne ibaresinin yazılması halinde dava dilekçesinde istenen tüm taleplerin kabul edildiği anlamı çıkar. Ancak, mahkeme kısa ya da gerekçeli kararda veya hükmün gerekçe kısmında “sözleşmeye bağlı intifa hakkının(kira şerhinin) kaldırılması” istemi ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar vermeyerek çelişki yaratmıştır. Yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK'nun 388 ve 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 297.maddesine aykırı olacak şekilde, hükümde
çelişkili ifadelere yer verilerek, hem davanın kabulüne yazılıp hem de sanki davanın kısmen kabul edilmiş gibi bir ifade ile infazda da tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi doğru değildir. Zira, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Tüm bu nedenlerle mahkemece hükmün çelişkili, infazda tereddüt yaratacak ve yargıtay denetimine elverişli olmayan bir şekilde hüküm verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy