MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ortaklığın giderilmesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, iki adet taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Olayımıza gelince; Dava konusu ...parsel sayılı taşınmazın satış bedelinin dağıtılmasında tapuda paydaş olmayan Şaban Yıldırım’a da pay verilmesi doğru olmadığı gibi, dava konusu 16 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında pay ve payda oranı birbirini tutmamaktadır. Bu yanlışlığın nereden kaynaklandığı araştırılarak gerekirse tapuda pay düzeltim davası açılması için ilgilisine önel vermek ve sonucuna göre hüküm kurmak gerekirken bu husus üzerinde durulmamış olması da doğru değildir.
Ayrıca, dava konusu .. parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından olan ...’ın isminin karar başlığına yazılmamış olması ve yine bu parselde ... adında iki farklı paydaş olmasına rağmen sadece bir tanesinin ismi karar başlığına yazılmış ise de, bu kişinin de hangi ... olduğunun anlaşılamaması, yine, 492 Sayılı Harçlar Yasası’nın mükerrer 138. maddesinin sonuna eklenen fıkra gereğince 31.12.2009 günlü resmi gazetede yayınlanan Harçlar Yasası’nın Genel Tebliğinin 1 sayılı tarifesinin
karar ve ilam harcı bölümünde belirtildiği gibi taşınmazın satış bedeli üzerinden %09,9 (binde 9,9) harç alınması gerekeceği göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde binde 9 harç alınmasına karar verilmesi de doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 14/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.