(818 S. K. m. 248) (6098 S. K. m. 299)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tespit davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, kira sözleşmesinin 8. maddesinden kaynaklanan tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, kira sözleşmesinin 8. maddesi ile karalaştırılan ve yapılan pergulenin Didim Belediyesinde bulunan projeye uygun olup olmadığının, kiralananın dış sınırlarının tamamen yıkılıp kapalı alanlarının kaldırıldığını ve binadaki tüm bağımsız bölümlerin maliki olan davalıların kiralananın yasal şartlar çerçevesinde pergule yapılmasına kira sözleşmesi ile izin ve rıza vermiş olduklarının tespit edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne, davalıların kiralanan dükkan vasfındaki taşınmaza mevzuatın ve Didim Belediye Başkanlığı'nın izin verdiği yasal sınırlar çerçevesinde pergule yapılmasına izin ve rıza vermiş olduklarının tespitine karar verilmiştir.
Tespit davaları bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının belirlenmesine yönelik olarak açılan davalar olup görülmekte olan veya açılacak bir davada iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek konular için bağımsız bir tespit davası açmakta hukuki yarar yoktur. Eda davası sonunda verilen hüküm ile, aynı zamanda dava konusu hukuki ilişkinin var olup olmadığı da tespit edilir ve ondan sonra bu tespite dayalı olarak eda hükmü kurulur, Yargıtayın kararlı uygulamasına göre de, eda davası açmak mümkün ise, tespit davası açılamaz. Anılan kuralın geçerli olabilmesi için, eda davası sonunda verilecek hükmün tespite ilişkin bölümü ile tespit davası sonunda alınacak tespit hükmü arasında, meydana getirdikleri kesin hükmün etkisi bakımından hiç bir fark bulunmaması gerekir. Diğer bir söyleyişle tespit davası ile istenen hukuki korunma, eda davası ile tamamen elde edilebilecekse, o zaman, davacının ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur.
Olayımıza gelince; hükme esas alınan 24.11.2009 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu kira sözleşmenin 8. maddesinden kaynaklanan istemin sözleşmenin ilgili şartına uyulmaması durumunda sözleşmenin yerine getirilmesi ve sözleşmeye aykırılık niteliğinde açılacak eda davası niteliğindeki dava içinde çözümlenmesi gerekirken tespit davasına konu yapılması doğru değildir. Davacı tarafın bu uyuşmazlığı tespit davası yoluyla değil, açacağı eda davasında ileri sürmesi gerektiğinden, tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Mahkemece istemin bu nedenlerle reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 09.07.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy