MAHKEMESİ : Manavgat Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/05/2013
NUMARASI : 2012/176-2013/389
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kiracılık sıfatının tesbiti davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracılık sıfatının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı idarenin tek taraflı kararı ile sözleşmeyi feshettiğini belirterek kiracılık sıfatının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, 19.09.2011 tarihli inceleme raporu ile kira sözleşmesine aykırı bir çok eksiklik tespit edildiğini eksikliklerin giderilmesi için davacıya ihtarname gönderildiğini, davalı tarafından herhangi bir işlem yapılmayınca şartname hükümlerine göre sözleşmenin feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Borçlar Kanunu’nun 256. maddesi (TBK.316.madde) hükmü uyarınca kiracı kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Bu itibarla kiralananın aynına veya kiralayanın hukukuna zarar verme olgusu akde aykırılık sayılır. Anılan madde hükmü gereğince akde aykırılıktan dolayı kiracının tahliyesine karar verilebilmesi için kiracıya akde aykırı davranışına son vermesi hususunda kiralayan tarafından süreli bir ihtar tebliğ ettirilmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Kiralananın açıktan fena kullanılması durumunda akde aykırılığın giderilmesi amacıyla kiracıya ihtar gönderilmesine gerek yoktur.
Olayımıza gelince; Davada dayanılan ve hükme esas alınan 21.03.2011 başlangıç tarihli ve on yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı idare, davacı şirketin, sözleşmeye konu mesire yeri için idareleri tarafından onaylanmış bir vaziyet planı ve projesi olmadan ve diğer kurumlardan alınması gereken ruhsat ve benzeri belgeleri almadan şezlong sahası, gölgelik, VC ve duş kabinleri, büfe ve önündeki pergolalı açık alan ve iki adet ahşap köşk gibi yapıların yapılmış olduğunun 19.09.2011 tarihli inceleme raporu ile tespit edildiğini belirterek, eksikliklerin giderilmesi için 26.09.2011 tarihinde çekilen ihtarname ile davacıya on gün süre vermiş, ihtarnamenin 12.10.2011 tarihinde davalıya tebliğinden sonra on günlük süre içerisinde eksikliklerin giderilmediğini belirterek 26.10.2011 tarihinde gönderdiği yazı ile sözlemenin feshedildiğini, yazının tebliğini müteakip on beş gün içinde davaya konu yerin boşaltılmasını bildirmişse de; davalı idare tarafından tek taraflı olarak yapılan fesih hukuki sonuç doğurmaz, davalının az yukarıda belirtilen akde aykırılıkları dava konusu edip mahkemece bu hususların akde aykırılık teşkil ettiğinin tesbiti ve davacı kiracının tahliyesine karar verilmesi durumunda davacının kiracılık sıfatı sona erer, mahkemece, tahliyeye karar verilmediği sürece, davalı idarenin sözleşmeyi tek taraflı feshi ve buna dayalı olarak davacıyı bulunduğu yerden tahliyeye zorlaması hukuken mümkün değildir. Bu nedenle davacı kiracının, kiracılık sıfatının tespitine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 07/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy