MAHKEMESİ : Gebze 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/04/2013
NUMARASI : 2011/416-2013/521
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira bedelinin tespiti davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş, ancak davanın niteliğine göre duruşmaya tabi olmadığından duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira bedelinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davaya konu her üç taşınmazın kira bedeli, 01.03.2011 tarihinden itibaren aylık net 1.475 TL olarak tespit edilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki 01.03.2009 tarihli iki ayrı kira sözleşmesinde, toplam 1970 m2 miktarındaki 1122 ve 1123 parseller ile . ada 47 parsel sayılı 413 m2 lik boş arazinin kiralandığı görülmüş, mahkemece yapılan keşif sonucu bilirkişi raporunda taşınmazların zemininin beton kaplı olduğu ve açık alan olarak kullanıldığı belirlenmiş, taşınmazların tapu kaydında 1122 parselin bağ, 1123 parselin tarla, .. ada 47 parselin arsa vasfıyla kayıtlı olduğu görülmüştür. Somut olayda kiralananın musakkaf olmadığı duraksamaya yer bırakmayacak derecede açık bir olgudur. Taraflar arasındaki 01.03.2010 tarihli kira sözleşmelerinin özel şartlar yedinci maddesinde sözleşmelerin ikinci dönem için taraflarca kiracı lehine süre uzatılması için yapıldığı düzenlemesi bulunmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.05.1994 gün ve 1994/3-174-336 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, dava konusu taşınmazın niteliği, olayda Borçlar Kanunu'nun mu yoksa 6570 sayılı Yasa'nın mı (TBK 339) uygulanacağı yönünden önem taşımaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; kira parası, Borçlar Kanunu'nun 248. maddesinde yer alan ( TBK 299) kira akdinin esaslı unsurlarındandır. Yine, kiralanan taşınmazın, niteliği itibarı ile 6570 sayılı Yasanın uygulama alanı içinde bulunması durumunda asıl olan, kira müddetinin sonunda da kira akdinin devam etmesidir. Ancak, kira parasına ilişkin olarak, tarafların ihtilafa düşmeleri halinde sözleşmede doğan bu boşluk, 18/11/1964 tarih 2/4 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı uyarınca hakim tarafından doldurulur. Borçlar Kanununa tabi olan yerlerde ise, akit kural olarak sözleşmede öngörülen süre hitamında sona erer ve mecurun kira parası hakkında taraflar arasında anlaşmazlık bulunması durumu da kira akdinin asli unsurlarından olan kira bedeli konusundaki uyuşmazlık nedeniyle artık devam eden bir kira sözleşmesinin varlığından söz etme olanağı yoktur. Ortada devam ettiğinden söz edilebilecek bir kira akdi bulunmadığına göre musakkaf olmayan kiralananlara yönelik açılan kira tespit davasında görev genel kurala göre belirlenir.
Mahkemece yapılan keşifle de taşınmazın Borçlar Kanununa tabi yerlerden olduğu belirlendiği halde Hukuk Genel Kurulunun ilgili kararında da belirtildiği üzere dava değeri gözetilerek davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılama yapılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy