MAHKEMESİ : Diyarbakır 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/06/2013
NUMARASI : 2012/1620-2013/1131
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira bedelinin tespiti davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, dava dilekçesi ile aylık net 10.336 TL olan kira parasının 06.03.2013 tarihinden itibaren 18.000 TL, ıslah dilekçesi ile de 18.495.75 TL olarak tespitine ilişkindir. Mahkemece ıslah çerçevesinde davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 06.03.2007 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile kiralanan, banka şubesi olarak kullanılmak üzere davalıya kiralanmıştır. Sözleşmede aylık kira parası brüt 10.000 TL olarak belirtilmiş, sözleşmenin özel şartlar bölümü 6.maddesinde, kira parasının sözleşme bitiminde TEFE-TÜFE ortalaması oranında artırılacağı kararlaştırılmıştır. Davacılar açmış oldukları işbu dava ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak halen ödenmekte olan net 10.336 TL kira parasının kiralananın bulunduğu konum, ekonomik koşullar gereği rayiçlerinin çok altında kaldığını iddia ederek, aylık kira parasının 06.03.2013 tarihinden itibaren aylık 18.000 TL olarak tespitini istemişlerdir. Uyuşmazlığa ilişkin olarak alınan 16.05.2013 tarihli bilirkişi raporunda emsal nitelikli aynı çevrede bulunan başka banka şubelerinin kullanım alanlarından hareketle talep konusu dönem için aylık kira parasının 18.495.75 TL olabileceğinin saptanmasından sonra ise, davacılar vekili 20.05.2013 tarihli dilekçesi ile davayı bu miktar üzerinden ıslah etmiştir. Bununla birlikte davadaki istem kira parasının tespitine yönelik olup, davacılar dava dilekçesinde talep edilen dönem için kiralananın bulunduğu konum, çevrede meydana gelen değişimler, günün ekonomik koşulları vb. etkenleri değerlendirerek talepte bulunmuşlardır. Dava dilekçesi ile istenilen miktar davacıların iradesini ve kira sözleşmesinden elde etmeyi amaçladıkları yararı yansıtmaktadır. Bu itibarla her ne kadar fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak dava açılmış ise de, alınan bilirkişi raporu çerçevesinde davanın ıslah edilerek talep edilen kira parasının üstünde istemde bulunulması mümkün değildir. Davacıların dava dilekçesindeki talebi kendilerini bağlayıcı niteliktedir. Bu itibarla mahkemenin ıslah dilekçesine değer vererek aylık kira parasını bilirkişi raporu ve ıslah talebi doğrultusunda tespit etmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bunun yanı sıra hükme esas alınan bilirkişi raporunda kiralananın bulunduğu konum, kullanım alanı ve emsal kira sözleşmeleri gözetilerek kiralananın 06.03.2013 tarihinden itibaren aylık getirisi 18.495.75 TL olarak belirtilmiş, mahkemece de belirlenen bu bedelden hak ve nesafet indirimi yapılmadan kira parasına hükmedilmiştir. Böyle bir uygulama 18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı içtihadı birleştirme kararına ve anılan kararda açıklanan “hak ve nesafet” ilkesine aykırı olur. Zira Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.03.1990 gün ve 13/193 sayılı kararında da açıklandığı üzere 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 347. (mülga 6570 sayılı Kanunun 11. maddesi) gereğince kira sözleşmesi yıldan yıla yenilenmekte olduğundan taşınmazın boş olduğu farz ve kabul edilerek sonuca gidilemez. Bu ilke ve esaslar gözetilerek bilirkişilerin taşınmazın boş olarak getireceğini bildirdikleri kira parasından davacıların dava dilekçesindeki talepleri de dikkate alınarak uygun bir hakkaniyet indirimi yapılması ve tarafların kira sözleşmesinden bekledikleri amaçlarına uygun bir kira parası saptanması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Diğer yandan 4603 Sayılı Yasa ile T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası A.Ş. ve Türkiye Emlak Bankası A.Ş. çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre çalışmalarını ve özelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacak şekilde yeniden yapılanmaya tabi tutulmuştur. 5230 Sayılı Yasa'nın 11. maddesinde de “4603 Sayılı Kanuna tabi bankalarca yeniden yapılandırma süresince açılmış ve açılacak dava ve takipler sonuçlanıncaya kadar 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2, 23 ve 29. maddeleriyle 2548 Sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun'un 1. maddesi hükmü uygulanmaz, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz. Bankaların mahkeme ilamı alması ve tebliğe çıkarması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmiş olması şartı aranmaz” hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere sözü geçen yasa maddesinde öngörülen muafiyet 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun tahsil harcına ilişkin 28. maddesini kapsamaz ise de, başvurma harcı, peşin harç ve vekalet suret harcından muafiyeti içerdiği açık olmasına karşın davalı bankadan harç tahsiline karar verilmesi de yerinde görülmemiştir
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy