MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı ve davalılardan ... tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekilleri Av. ... ile Av. ... ve davacı vekili Av. ... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalıma konu payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı ... vekili ve davacı temyiz etmiştir.
Davaya konu ... ada ... ve ... nolu parseller tapuda ¼’er pay üzerinden ..., ..., ... ve ... adlarına kayıtlı iken, paydaşlardan ..., ... ve ... paylarını 02.11.2009 tarihinde 700.000 TL bedelle davalıya satmaları üzerine süresinde açılan işbu dava ile davacı önalım hakkının tanınmasını istemiş, davacı bunun yanında bedelde muvazaa yapıldığını belirterek gerçek satış bedeli olan 340.000 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Yargılama devam ederken davaya konu payın davalı tarafından üçüncü kişiye satılması üzerine davacı davasını payı satın alan ...ye teşmil etmiş, davalıların kötü niyetli olduklarını iddia etmiştir. Davalılar, davacının her iki satıştan da haberdar olduğunu, muvazaa iddiasının yerinde olmadığını, tapudaki satış bedelleri üzerinden davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir. Mahkemece, tanık beyanları, bilirkişi raporları ve dosya kapsamından bedelde muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın ikinci satış bedeli olan 1.000.000 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekili ve davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının kötü niyet iddiası araştırılmadan hüküm verildiğine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Önalım hakkına konu payın dava sırasında bir başka kişiye veya satışı yapan paydaşa satılması halinde davacının HUMK.nun 186.maddesi (HMK.nun 125. md.) hükmü uyarınca seçimlik hakkı olduğundan dilerse davayı yeni satın alan şahsa yöneltir, dilerse davasını tazminata dönüştürerek davalı hakkındaki davasını devam ettirir. Bu nedenle davacıya seçimlik hakkını kullanması için önel verilmelidir. Önalım hakkına ilişkin payın satış yapan önceki paydaşa dönmesi davacının ilk satışla doğan önalım hakkını kullanmasına engel değildir.
Bu gibi hallerde ilk satış bedeli ile ikinci satış bedeli farklı ise davacının hangi satış bedelinden sorumlu olacağı önem kazanır. Önalım davası açıldıktan sonra davaya konu payı satın alan kimse önalım davasının açıldığını bilerek kötü niyetle iktisap etmişse davacı daha düşük ise ilk satış sözleşmesindeki satış bedeli ile, aksi halde son satış bedeli ile sorumludur. Davacının davayı yönelttiği kimsenin kötü niyetli olduğunu iddia etmesi halinde bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. İkinci satış fazla bedelle ilk satan paydaşa yapılmış ise o kimse ilk satışın tarafı olduğu için kötü niyetli olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca kötü niyetin kanıtlanmasına gerek yoktur.
Olayımıza gelince;Davacı yasal süresi içinde davalı ...’e karşı açtığı dava ile önalım hakkını kullanmıştır. Yargılama sırasında davalı payını üçüncü kişiye satması üzerine, 1086 sayıl HUMK’nun 186 ncı maddesi hükmü doğrultusunda davayı üçüncü kişiye yöneltmiştir. 20.07.2009 tarihinde gerçekleşen ilk satışta, satış tutarı 700.000 TL olarak belirlenmişken, 29.09.2011 tarihinde gerçekleşen ikinci satışta bu bedel 1.000.000 TL olarak gösterilmiştir.
Bu durumda, payı son iktisap eden kişinin iyi veya kötü niyetli olmasına göre, davacının sorumlu olacağı önalım bedelinin tespiti gerekir. Kötü niyet iddiasını kanıtlama yükü davacıya aittir. Davacı bu iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlayabilir. Mahkemece, davacının her iki satışa yönelik bedelde muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, ikinci satışa ilişkin olarak payı satın alan ...’ye yönelik kötü niyet iddiası üzerinde durulmamış, bu husus değerlendirilmemiştir. Her ne kadar bedelde muvazaa iddiasına yönelik bir değerlendirme yapıldığı görülmekte ise de, ikinci satışın tarafı olan davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin iddianın da yukarıda açıklan şekilde ayrıca değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Öte yandan, davalı vekili cevap dilekçesi ile davayı kabul ettiklerini bildirmiş ise de, taraflar arasındaki bedelde muvazaa iddiası ve diğer ihtilaflar yüzünden, dava kabulle sonuçlanmamış, yargılama sonucunda, toplanan deilllere göre hüküm oluşturulmuştur. Bu durumda, ortada 6100 sayılı HMK.un 308. maddesi anlamında davayı sonuçlandırılan bir kabul söz konusu değildir. Bu nedenle davalının davayı kabul ettiğinden bahisle Harçlar Kanununun 22.maddesi uyarınca 1/3 oranında harca hükmedilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy