MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağı nedeni ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıların 2009 yılı aralık ve 2010 yılı ocak ve şubat ayları kira bedellerini ödemediklerini, sözleşmedeki muacceliyet şartı gereğince bakiye 7 aylık kira bedeli de dahil olmak üzere ... İcra dairesinin 2010/298 sayılı dosyası ile takip yapıldığını, toplam alacağın 2700 TL olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiş, davalılar davanın reddini savunmuştur.
Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir; anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi, başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde, kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır.
Anahtarın kiralayana teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik bir hukuki sonuç doğurduğundan, bunun ne şekilde ispatlanacağı hususu, yıllık kira bedelinin tutarı esas alınmak suretiyle, H.M.K.nun 200. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Eş söyleyişle, yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının (HM.K. md.200/1) üzerindeyse ve kiralayanın açık muvafakati yoksa (H.M.K. md.200/2), bu yön kiracı tarafından ancak yazılı delille ispatlanabilir;
Ayrıca kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'nci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen ./..
TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun'da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354'ncü maddelerinin 1.7.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin hususi şartlar 23.maddesinde kira bedelinin 1 ay ödenmemesi halinde diğer aylar kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin muacceliyet (ceza) koşuluna yer verildiği görülmekte olup, yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracının sıfatına göre geçersiz hale geldiğinin kabulü gerekir.
Olayımıza gelince; Davada dayanılan ve hükme esas alınan 07/10/2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli aylık 270 TL bedelli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 8. Maddesinde; "kiracının taşınmazı boşaltmak istediğinde en az bir ay evvelinden mal sahibine ulaşacak şekilde ihbar etmesi" koşuluna yer verilmiştir. Davacı 10/03/2010 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile 2009 yılı Aralık ayından 2010 yılı Eylül ayı dahil olmak üzere on aylık kira bedeli toplamı 2700 TL nin tahsilini istemiştir. Davalılar kiralananın 01/01/2010 tarihinde tahliye edildiğini iddia etmelerine rağmen, yukarıda açıklanan esaslara göre anahtar teslimini kanıtlayamamıştır. Davacı ise 23/05/2011 tarihli duruşmada takibe konu aralık ayı kira bedelinin ödendiğini, kiralananın 2010 yılı ocak ayının 8 veya 10 u civarında tahliye edildiğini belirtmiştir. Bu durumda mahkemece kiralananın tahliye tarihinin davacıdan sorulmak sureti ile gerekirse davalıya yemin delili de hatırlatılarak tahliye tarihinin kesin olarak tespit edilmesinden sonra davalının tahliye tarihine kadar olan kira bedeli ile birlikte tahliye tarihinden itibaren sözleşme ile kararlaştırılan bir aylık kira bedelinden sorumlu tutulması gerekir. Şayet davalı takip tarihinden önce tahliyeyi ispatlayamazsa muacceliyet şartının geçersizliği karşısında takip tarihine kadar muaccel olacak olan kira bedelleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy