MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 26/07/2011
NUMARASI: 2008/114-2011/251
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiralananın hukuka aykırı olarak tahliye edilmesi ve tahliye sırasında kiralananda bulunan demirbaşlara zarar verilmesi nedeniyle tazminat ve kazanç kaybı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup davalı hükmü temyiz etmiştir.
Davacı vekili; müvekkilinin İstanbul Y.. Parkında bulunan Belediyeye ait büfe-pergola-WC’yi 01.07.2004 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli sözleşme ile kiraladığını, davalı belediyenin kira süresi dolmadan ve usulüne uygun olarak alınmış tahliye kararı olmadan 27.01.2005 tarihinde müvekkilini tahliye ederek sözleşmeye konu yerleri yıktığını, davalı belediyeye karşı açılan davada, Zeytinburnu 2. Asliye hukuk Mahkemesinin 2005/108-259 esas ve karar sayılı kararı ile kira ilişkisinin devam ettiğinin tespitine ve kiralananın kiracıya teslimine karar verildiğini, mahkeme kararının Zeytinburnu 2.İcra Müdürlüğünün 2005/2441 sayılı dosyası üzerinden yerine getirildiğini ve kiralanan yerin 21.12.2006’da icra marifetiyle müvekkiline teslim edildiğini, kiralananın müvekkilinin kullanımında iken 07.01.2007 tarihinde belediyeye bağlı zabıta görevlilerinin gelerek pergolanın dışındaki brandayı kestiklerini, son olarak davalı belediyenin 18.04.2007 tarihinde kiralananı tekrar yıkarak müvekkiline ait eşyalara zarar verdiğini, yıkım işleminin hiçbir karar ve yazılı belgeye dayalı olmadığını, kiralananın içindeki eşyaların dışarı çıkarılmasına dahi izin verilmediğini, icra marifetiyle müvekkiline teslim edilen kiralanana yönelik davalı belediyenin gerçekleştirdiği hukuksuz eylemler nedeniyle zarar gördüklerini ve bu zararın tazmini gerektiğini belirterek 27.01.2005 tarihli ilk yıkımda zayi olan menkullerin bedelinin, 07.01.2007 tarihinde zarar gören brandanın bedelinin, 18.04.2007 tarihindeki ikinci yıkımda zayi olan demirbaşların bedelinin, 01.07.2005 tarihinden kiralananın icraen teslim edildiği 21.12.2006 tarihine kadar ve ikinci yıkımın gerçekleştirildiği 18.04.2007 tarihinden dava tarihine kadar olan kazanç kaybının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise; kiralananın 27.01.2005 tarihinde belediyece yıkılması ile birlikte kira ilişkisinin sona erdiğini, bu durumun Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin bozma kararı ve bozma sonrası verilen yerel mahkeme kararı ile kesinleştiğini, yıkılıp ortadan kalkan bir yerin icra marifetiyle davacıya teslim edilmesinin usulsüz olup davacıya kiracılık hakkı vermeyeceğini, demirbaşların zarar gördüğü iddiasının gerçek dışı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, 27.01.2005 tarihli ilk yıkımda zayi olan menkuller ve 07.01.2007 tarihinde zarar gören brandaya ilişkin iddianın kanıtlanamamış olması nedeniyle reddine, dava konusu edilen diğer kalemlere yönelik istemin alınan bilirkişi raporu doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
Yedikule parkında bulunan davalı belediyeye ait büfe, pergola ve tuvalet 01.07.2004 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli sözleşme ile davacıya kiraya verilmiştir. Davalı belediyenin kira süresi dolmadan ve usulüne uygun olarak alınmış bir tahliye kararı olmadan 27.01.2005 tarihinde davacıyı kiralanandan tahliye ederek, sözleşmeye konu yerleri yıktığı dosya kapsamı ile sabittir.
Kira sözleşmelerinde, sözleşmenin konusunu oluşturan şeyin (kiralananın) yıkılması, yok olması veya ortadan kalkması kiraya veren yönünden ifa imkansızlığı sonucunu doğurur. İfa imkansızlığının söz konusu olduğu hallerde borcun aynen yerine getirilmesi imkanı ortadan kalktığından kira ilişkisinin devam ettiğinden söz edilemez. Kiraya verenin kusurlu davranışları sonucu oluşan imkansızlık hallerinde kiracı bu yüzden uğradığı zararın tazminini isteyebilir. Somut olayda sözleşmeye konu büfe, pergola ve WC’nin 27.01.2005 tarihinde yıkılarak ortadan kaldırıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi davalının kusurlu hareketi sonucu yıkım tarihi itibariyle sona ermiştir. Davacı daha önce açmış olduğu davada, yıkım tarihi olan 27.01.2005 ile kira süresi sonu olan 01.07.2005 tarihleri arasındaki kazanç kaybının tazminini istemiş mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.Davacı açmış olduğu bu davada ise 01.07.2005 tarihinden sonrası için kazanç kaybı ve yıkım esnasında zayi olan ve zarar verilen eşyalara ilişkin tazminat isteminde bulunmuştur. Yine davacının, tahliye ve yıkım işleminin hukuka aykırı olduğu iddiası ile açmış olduğu başka bir davada mahkemece kiralananın kullanıma hazır bir şekilde kiracıya teslimine yönelik olarak verdiği karar, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2007/8264 esas 2007/12951 karar sayılı ilamı ile bozulmuş ve bozma gerekçesinde; mecurun davalı tarafın yıktırılması ile taraflar arasındaki kira sözleşmesinin yıkım tarihi olan 27.01.2005 tarihinde sona erdiği benimsenmiştir. Mecurun davacıya iadesine yönelik henüz kesinleşmemiş yargı kararının icra marifetiyle yerine getirilmesi yıkım ile sona eren kira ilişkisinin yeniden tesis edildiği şeklinde yorumlanamayacağından davacının 01.07.2005 tarihinden sonrası için kira sözleşmesine dayalı kazanç kaybı isteyebilmesi mümkün değildir. Davacının kazanç kaybı isteklerinin bu yönüyle reddine karar verilmesi gerekirken hukuksal dayanağı olmayan gerekçelerle istemin kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan tahliye ve yıkım esnasında davacıya ait zayi olan ve zarar gören demirbaşlar ve menkuller bakımından alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Davalının tahliye ve yıkım esnasında zarar verdiği eşyalara yönelik sorumluluğu tespit edilirken davacının ibraz ettiği somut delillere dayanılarak hüküm verilmemiştir. Zarar gören eşyaların mevcudiyetine ilişkin sunulan fotoğraflarda dava konusu edilen iki adet projeksiyonlu tabelanın mevcut olmadığı bilirkişi tarafından belirtilmiş olmasına rağmen hesaplamaya dahil edilmesi keza zemin mineflo kaplama ve ahşap lambrilerin metrajına ilişkin yeterli araştırma yapılmadan davacının beyanı doğrultusunda hesaplama yapılarak karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece bilirkişiden denetime elverişli ek rapor alınması ve elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm belirtilen nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.