MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın kaldırılması
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili istemiyle yapılan takibe vaki itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece icra takibine itirazın kaldırılmasına ve asıl alacağın %40 oraında inkar tazminatına karar verilmiş, karar davalı ... ve .... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklının, 01.03.2004 tarihli bir yıl süreli kiracısı .... müteselsil kefili ise ... olan kira sözleşmesine istinaden 2010 yılı Eylül ve Ekim kirasının tahsili istemiyle 03.12.2010 tarihinde genel haciz yolu ile yaptığı icra takibi üzerine İcra Müdürlüğünce düzenlenen ödeme emri davalı borçlu şirkete 05.01.2011 tarihinde, kefil olan borçluya ise 02.02.2011 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu şirket yedi günlük yasal itiraz süresi geçtikten sonra 13.01.2011 tarihinde itiraz ettiğinden takibin bu davalı borçlu yönünden kesinleştiğinin kabulü gerekir. Davacı-alacaklı vekili mahkemeye verdiği dava dilekçesinde her ne kadar itirazın kaldırılması isteminde bulunmuş ise de, takibin kesinleşmiş olması karşısında böyle bir isteğe değer verilemez. Mahkemece davalı şireket yönünden kesinleşen takip karşısında itirazın kaldırılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Davalı ...'ın borçtan sorumlu olmayacağına ilişkin temyiz nedenlerine gelince; hükme esas alınan ve davaya dayanak yapılan 01.03.2004 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı kira sözleşmesine dayanarak 2010 yılı Eylül ve Ekim ayı kira alacaklarının tahsilini istemektedir. Davalı ... bu kira sözleşmesinin müteselsil kefilidir. Kira sözleşmesinin özel şartlar 14. maddesinde “kiracı kiralananda kaldığı sürece kefilin kefaleti devam eder.” hükmü düzenlenmiş ise de, ne kadar süreyle ve hangi miktar için müteselsil kefilin sorumlu olacağı belirtilmediğinden ve Borçlar Kanunu’nun 484. maddesi gereği kefilin sorumluluğu sözleşmede kararlaştırılan kira süresi ile sınırlı bulunduğundan takibe konu dönemdeki alacaklardan kefil ... sorumlu tutulamaz. Bu nedenle adı geçen davalı kefil hakkında ki davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi de doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 06.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy