MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin, 14.09.2006 tarihinde aylık 200 TL bedelle ve yıllık %25 artış şartıyla davalıya ev kiraladığını ve bu tarihten sonra 2009 yılının Nisan ayına kadar davalının kiralananda oturduğunu, aradan geçen yaklaşık 31 aylık sürede davalının, davacının yurt dışında kalmasından faydalanarak kira bedellerini ödemediğini, borcun tahsili açısından Kayseri 7. icra müdürlüğünün 2010/7074 esas sayılı dosyası ile takip başlattıkları, davalının 16.03.2010 tarihinde borca itiraz ederek, takibi durdurduğunu ileri sürerek, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın % 40' ından aşağı olmamak üzere davalıdan icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, taşınmazda 2007 yılı Nisan ayına kadar oturduklarını, kira ücretinin büyük kısmının Euro olarak banka hesabına yatırıldığını, itirazın haklı olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında süre yönünden uyuşmazlık olduğu, davacı tarafın taşınmazın 31 ay kullanıldığını ispat edemediği, davalının taşınmazda 1 yıl kadar oturduğu, 1 yıllık kira bedelinin de ödendiğine dair ödeme belgelerinin sunulduğu gerekçesiyle davalı tanık beyanlarına da itibar edilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 14/09/2006 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda bir uyuşmazlık yoktur.
Kiralanan bu niteliği itibariyle 6570 Sayılı Kanun hükümlerine tabi olup, 6570 Sayılı Kanunun 11.maddesi gereğince sözleşmenin yıldan yıla yenilendiğinin ve kiracılık ilişkisinin devam ettiğinin kabulü gerekir.
Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir. Anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin
kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır.
Anahtarın kiralayana teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik bir hukuki sonuç doğurduğundan, bunun ne şekilde ispat edileceği hususu, yıllık kira bedelinin tutarı esas alınmak suretiyle, HUMK. nun 288. ve 289. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Eş söyleyişle, yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının (H.U.M.K. md. 288) üzerindeyse ve kiralayanın açık muvafakati yoksa (H.U.M.K. md. 289), bu yön kiracı tarafından ancak yazılı delille ispatlanabilir; tanık dinlenemez. Kiralayan anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini isteyip, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek ve durumu kiralayana bildirmektir. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde, durumun kiralayana bildirildiği tarihte son bulur. Aksi takdirde, kiracının, kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder.
Davacı, 23/02/2010 tarihinde başlatmış olduğu icra takibinde, yenilenen 2006 yılı Eylül ayından 2009 yılı Mart ayına kadar olan dönemi kira parası olarak 7150 TL asıl alacak ve 1367,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8517,60 TL'nin tahsilini istemiş, davalı itirazında kiralananı tahliye ettiğini, kira borcu bulunmadığını bildirmiştir. Kiralananın tahliye edilerek anahtarın kiralayana teslim edildiğini davalının kanıtlaması gerekir. Davalı kiracı anahtar teslimini yazılı belge ile kanıtlayamamış ise de delillerin arasında "yemin" deliline de dayandığına göre, mahkemece davalıya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak işin esasının incelenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy