MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kira bedelinin tespiti
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kiracılığın tespiti davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira bedelinin tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece kira bedelinin tesbiti ile davalı vekilinin istemi üzerine hükmün tavzihine karar verilmiş hüküm ve tavzih kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere ve kira bedelinin hak ve nesafet kuralına göre belirlenmesine göre davacı vekilinin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir,
2-Davacı vekilinin hükmün tavzihine ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
Mahkemece kira bedelinin 1.11.2011 tarihinde başlayan kira döneminde aylık kira bedelinin brüt 8.000 TL olarak tespitine, reddedilen miktarın yıllık farkı üzerinden 600 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine” karar verilmesi üzerine davalı vekili 21.12.2012 tarihli dilekçesi ile reddedilen miktarın aylık olarak dikkate alındığında vekalet ücretinin reddedilen yıllık miktarı 42.000 TL üzerinden hesaplanması gerektiğini belirterek tavzihini istemiştir. Mahkemece 24.12.2012 tarihinde hükmün 5. fıkrasının "reddedilen miktarın yıllık farkı üzerinden 4.870 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine" şeklinde tavzihine karar verilmiştir.
HMK.nun 304. maddesine göre “Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diger benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmiş ise hakim tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmez ise dosya üzerinde inceleme yaparak karar verilebilir. Yine HMK 305/1(HUMK 455) ”hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt yada aykırılığın giderilmesini isteyebilir, 305/2 fıkrasında ise hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yolu ile sınırlandırılamaz genişletilemez ve değiştirilemez” hükümlerine yer verilmiştir. Somut olayda; davalıya hüküm 20.12.2012 tarihinde tebliğ edildikten sonra tavzih dilekçesi 21.12.2012 tarihinde verilmiştir. Bu durumda HMK 304 maddesine göre taraflara davatiye tebliğ edilip tarafların dinlenilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilip evrak üzerinde tavzih kararı verilmesi hatalı olduğu gibi, kabule görede tavzih hükmün anlaşılamayacak biçimde şüpheli bulunması veya açıklıkla anlaşılamaz ve çelişkili fıkralar taşıması durumunda hükümdeki gerçek anlamı çıkarılmak amacıyla başvurulan yasal bir yoldur. İleri sürülen isteğin hükme yeni bir unsur ilave edilmesi niteliğinde olduğu ve bununda tavzih yoluyla karşılanmasına yasal olanak bulunmadığı da dikkate alınmadan yazılı şekilde tavzih kararı verilmesi doğru olmadığından tavzih kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca tavzih kararının BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy