MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak, tazminat
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak ve tazminat davasına dair karar, davalı-k.davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava, kira sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kiracı tarafından açılan tazminat davası karşı dava ise kiraya veren tarafından açılan kira alacağı ve tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne 6210 TL kar mahrumiyeti zararının tazminine, birleşen davanın ise kısmen kabulü ile 2804 TL kira alacağı olmak üzere toplam 3959 TL'sının tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı/karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı ile müvekkili arasında davalının adına kayıtlı bulunan 16 T 8540 plaka sayılı ticari taksinin işletilmesi konusunda 15.07.2008 tarihli kira sözleşmesi imzalandığını, aynı sözleşme ile ticari plakanın takılı bulunduğu 2006 model 1.3 Multi Jet motorlu Fiat Doblo marka aracın bedelinin davalıya ödendiğini, ancak ticari taksi işletmesi davalı adına yürütüldüğünden aracın trafik kaydının davalı üzerinde bırakıldığını, davalının borcu nedeni ile ticari plakanın takılı bulunduğu aracın icra müdürlüğünce haczedildiğini, aracın yediemine alındığını, ancak davalı taraf borcunu ödemediğinden aracın da müvekkiline verilmediğini, ticari taksinin işletmeciliğinin davalı tarafından bir başka araç ile yürütüldüğünü, davacının bedelini ödediği aracın da davalı elinde bulunduğunu belirterek araç bedeli olarak 6.000,00 TL'sı ile davalının sözleşmeyi haksız ve nedensiz olarak tek yanlı feshi nedeni ile 1.000,00 TL kazanç kaybının ve sözleşmenin feshi nedeni ile taraflarca kararlaştırılan cezai şart olarak belirlenen bedel olarak da 1.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı, karşı dava dilekçesi ile ödenmeyen 2850 TL'sı kira bedelini kiracı ödemediği için ödemek zorunda kaldığı taksi harcı, sigorta, vergi cezası ve durak aidatları olmak üzere 4269,15 TL'sı tazminatın ve haksız fesih nedeniyle 7200 TL'sı cezai şartın tahsilini talep etmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, kararın dayandığı gerekçelere göre davalı/karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı/karşı davacının yoksun kalınan kâra ilişkin temyiz itirazına gelince; Davada dayanılan ve hükme esas alınan 15.07.2008 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesi
konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Borçlar kanunun 249. maddesi uyarınca kiralayan kiralananı sözleşme ile amaçlanan kullanıma uygun bir biçimde teslim etmek ve bu halde bulundurmakla yükümlüdür. Ayrıca aynı Kanunun 253. maddesinde kiralayanın zapta karşı sorumluluğu düzenlenmiştir. "Davalı kiralayan bir üçüncü kişinin kiralananda kiracının hakkıyla bağdaşmayan bir hak ileri sürmesi durumunda kiraya veren, kiracının bildirimi üzerine davayı üstlenmek ve kiracının uğradığı her türlü zararı gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Nitekim yeni Türk Borçlar Kanununda 309. maddesinde paralel bir düzenleme getirilmiştir. Olayımızda taraflarca yapılmış fesih ihbarı olmadığı, ancak davaya konu aracın 28.10.2009 tarihinde kiraya verenin bir borcundan dolayı haczedilerek muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır. Davalı/karşı davacının zapta karşı tekeffül borcu bulunduğundan kiracının zararlarının tazmin edilmesi gerekir. Mahkemece fesih tarihinden itibaren dönem sonuna kadar mahrum kalınan kâr'a hükmedilmiştir. Ne var ki, BK.nun 98. maddesi uyarınca, sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanması gereken, aynı Kanunun 44. maddesi hükmüne göre, davacı kiracı da zararının artmaması için sözleşmenin fesih tarihinden itibaren aynı vasıfta aracı bulmak konusunda gerekli çabayı göstermek zorundadır. Mahkemece, sözleşmenin fesih tarihinden itibaren davacının aynı işi yapabileceği bir aracı bulabileceği makul sürenin bilirkişi marifetiyle tespiti ile bu süre için kazanç kaybına hükmetmesi gerekirken, bu yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme ile dönem sonuna kadar sorumlu tutması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 31.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy