MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kira alacağı
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiralananın erken tahliyesi nedeni ile yoksun kalınan kira tazminatı ve kiralananın eski hale getirilmesi bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili müvekkiline ait daire ve dükkanın birleştirilerek, aylık 650,00 TL bedelle 25.08.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile davalıya kiralandığını, kira süresi 3 yıl olmasına rağmen davalının 4 ay sonra 15.01.2011 tarihinde tek taraflı olarak kiralananı boşalttığını, taşınmaz kiralanırken iki ayrı bağımsız bölümden oluşan daire ve dükkanın tadilat yapılarak birleştirildiğini, müvekkilinin bu haliyle taşınmaza halen kiracı bulamadığını, kiralananı iki ayrı bağımsız bölüm haline getirmek için masraf yapmak zorunda olduğunu belirterek, eski hale getirme bedeli olan 3.215,00 TL ile bir yıllık kira bedeli olan 7.800,00 TL olmak üzere 10.925,00 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde, davacıya ait dükkanı doktor muayenehanesi olarak kiralamak üzere görüştüklerini, ancak yeterli alanı sağlamaması nedeni ile dükkanı kiralamayacağını bildirdiğini, bunun üzerine davacının yan daire ile birleştirilerek kiralanmasını teklif ettiğini, bunun üzerine kira sözleşmesinin yapıldığını, davacının ücretleri kendisi tarafından ödenen tadilatı yaptırdığını, 03.12.2010 tarihinde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından mecburi hizmet yükümlüsü olması nedeniyle muayenehanesinin kapatılmasının istendiğini, durumu bildirdiğinde davacının erken tahliye karşılığında 1.650,00 TL verilmesini istediğini, 12.01.2011 tarihinde tahliye sırasında istenen paranın davacıya verildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davacının muvafakat etmemesine rağmen, davalı tanıklarını dinleyerek, taraflar arasındaki görüşme sonucu oluşan mutabakat üzerine davalının davacıya 1.650,00 TL meblağı vermek suretiyle anlaşma sağlandığı ve davacının kendisindeki kira sözleşmesinin aslını davalıya teslim ederek kira ilişkisini sonlandırdıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına, taraflar arasındaki sözleşmede kiralananın tahliye sırasında eski hale getirileceğine dair bir düzenleme bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin erken tahliye nedeni ile kira tazminatına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Taraflar arasında 25/08/2010 başlangıç tarihli 3 yıl süreli kira sözleşmesi ve kiralananın 15/01/2011 tarihinde tahliye edildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinde, sözleşme süresinden önce kiralananın tahliyesini düzenleyen bir hüküm yoktur. Davacı sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini iddia etmiş, davalı ise kira sözleşmesinin karşılıklı anlaşma sonucu feshedildiğini ve kiralananın tahliye edildiğini savunmuştur. Sözleşmenin karşılıklı anlaşma ile sonlandırıldığı savunmasının ispat yükü davalı kiracıya aittir. Davalı bu yöndeki savunmasını yazılı bir belge ile kanıtlayamamıştır. Ancak mahkemece davacının muvafakati olmadığı halde davalı tanıkları dinlenerek tanık beyanları doğrultusunda akdin kırşılıklı rıza ile feshedildiği kabul edilmiştir. Davanın değerine göre davalının savunmasını tanıkla kanıtlaması mümkün değildir. Bu nedenle davalının akdin iki tarafın rızası ile feshedildiği savunmasının kanıtlandığından söz edilemez .
Kira sözleşmesinin süresinden önce tek taraflı olarak feshedilmesi halinde davalı kural olarak kira dönemi sonuna kadar olan kira bedelinden sorumludur. Ne var ki davacı kiralayanın da zararın artmasına sebebiyet vermemesi gerekir. Mahkemece kiralananın boşaltıldığı tarihten itibaren aynı şartlarla ne kadar sürede kiraya verilebileceği hususunun yerinde konusunda uzman bilirkişilerle birlikte keşif yapılarak tespit edilmesi ve hasıl olacak sonuca göre davacının tazminat alacağı olup olmadığı değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy