MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tahliye
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Davacı vekili dava dilekçes......in mobilya işi yapmak üzere ihtiyacı olduğunu, oğlunun halen aynı sektörde sigortalı olarak çalıştığını, şimdi ise kendi işini yapmak istediğini, ihtiyaç ihtarnamesinin davalıya 02.12.2011 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalının kiralananı tahliye etmediğini belirterek davalının taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise; davacının ihtiyaç iddiasında samimi olmadığını, davacının kiralananı satın aldıktan sonra ilk olarak yeniden inşaat sebebiyle tahliye ihtarı gönderdiğini, ancak davada ise oğlunun işyeri ihtiyacına dayandığını, davacının sahibi olduğu başka işyerleri olduğunu, davacının aynı cadde üzerinde ....... isimli işyeri ve yine .... isimli işyerleri olduğunu, belirtilen bu taşınmazların daha üstün nitelikte olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın süresinde açılmaması ve ihtiyaç iddiasının gerçek ve samimi olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
İhtiyaç sebebine dayalı tahliye davasının kira sözleşmesinin bitimini takip eden bir ay içinde açılması gerekir. Daha önce veya bu bir aylık süre içerisinde sözleşmenin yenilenmeyeceğine ilişkin tahliye iradesi kiracıya bildirilmiş ise bu bildirimi takip eden dönem sonuna kadar dava açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. Öte yandan ihtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi, henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir.
Olayımızda, 01.01.2006 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık yoktur. Sözleşme kiralananın eski maliki ile davalı arasında imzalanmış, davacı kiralananı 18.06.2010 tarihinde iktisap etmiştir. Davacı 30.11.2011 tarihinde keşide ettiği ihtarda; kiralananda oğlunun mobilya ticareti yapacağını belirterek sözleşme sonu itibariyle akdin yenilenmeyeceğini ihtar etmiştir. İhtarname davalıya 02.12.2011 tarihinde tebliğ edildiği gibi, ihtar tebliğ edilmese bile sözleşmenin bitim tarihine göre bir aylık sürede 18.01.2012 tarihinde açılan dava süresindedir. Davacı oğlunun kiralananda mobilya ticareti yapacağını iddia etmiştir. Davacı tanığı ... ihtiyaçlının halen yanında sigortalı olarak çalıştığını bildirmiş, yine diğer davacı tanıkları ihtiyaçlının kiralananda mobilya işi yapmak istediğini bildirmişlerdir. Yapılan keşif sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda, davacının kiralananın yakınında başka bir işyerinin daha olduğu, ancak yapılacak iş itibariyle ihtiyaca uygun olmadığı belirtilmiş, tahliyeye konu işyerinin ise konum ve büyüklük olarak mobilya mağazası için uygun olduğu belirtilmiştir. Mevcut delil durumu itibariyle davacı ihtiyaç iddiasını kanıtlamış durumdadır. Yapılacak işin niteliği itibariyle davaya konu işyeri ihtiyaca uygundur. İhtiyaçlının sigortalı olarak çalıştığı sabittir. Başka bir işyerinde sigortalı olarak çalışması geçici nitelikte olup, ihtiyacın varlığını ortadan kaldırmaz. İhtiyaçlı başkasının yanında çalışmaya zorlanamaz. Davacının 02.07.2010 tarihinde keşide ettiği ihtarnamede 6570 sayılı Yasanın 7/ç maddesine dayanması, açılan davada ise oğlunun işyeri ihtiyacına dayanması tek başına ihtiyaç iddiasının samimi olmadığını göstermez. Belirtilen nedenler göz önünde bulundurularak mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy