MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali-Tahliye
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali ve tahliye davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili Av. ... ve davalı vekili Av. ... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira bedelinin tahsili için icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delilere,hükmün dayandığı gerekçelere, takibe konu kira bedellerinin ödenmediğine ilişkin davalı vekili beyanlarına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin alacağa ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
Davacı vekili dava dilekçesinde davalı vakfın 26.03.1997 başlangıç tarihli kira sözleşmesine istinaden kiracı olduğunu,kira sözleşmesinin taraflar arasında her yıl yenilerek 26.03.2007 tarihine kadar devam ettiğini,davalı vakıf sözleşme süresi dolmasına rağmen kullanmaya devam ettiğini,müvekkilinin de kullanmaya ses çıkarmadığından sözleşmenin aynı şartlarda yenilendiğini,davalı vakfın açmış olduğu kira uyarlama davasının red edildiğini,2005 yılından beri davalının kira bedelini %10 artış yaparak ödediğini,ancak davalının 2007-2008-2009 yılları dönem kira bedellerini ödemediğini, bu nedenle hakkında ... 1.İcra Müdürlüğünün 2009/4456 sayılı dosyada icra takibi yaptıklarını,davalının takibe yaptığı itirazın haksız olduğunu başlangıç tarihinden bu güne kadar sözleşmedeki %80 artış uygulandığında 2007/2008 dönem kirasının 75.923.89 TL, 2008/2009 dönem kirasınında 136.663 TL olduğunu belirterek itirazın iptali ve %40 icra inkar tazminatı istemiştir.Davalı vekili ise taraflar arasında imzalanan 26.03.1997 başlangıç tarihli sözleşmenin 26.03.2007 tarihinde sona erdiğini,açılan uyarlama davasının da red edildiğini,sözleşme sona erdikten sonra yeni bir sözleşme imzalamak için müracaat edildiği halde sonuçsuz kaldığını,kira sözleşmesi sona erdiği için hiç bir kira bedeli ödenmediğini,müvekkilinin şu anda kiracı değil fuzuli şağil olduğunu,2007 tarihinden sonra birikmiş kira borçlarının bulunmadığını itiraz dilekçelerini de tekrar ettiklerini sözleşmeye göre davacıya 41.548 TL borçları olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talebin reddini savunmuştur.
Takibe konu edilen ve hükme esas alınan 26.03.1997 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede aylık kiranın 180 TL ve her yıl %80 oranında artırılacağı ve kiralananın otopark olarak kullanılacağı kararlaştırılmıştır. Bu durumda kiralananın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu genel hükümlerine tabi olduğu anlaşılmaktadır.Genel hükümlere tabi belirli süreli kira sözleşmeleri sözleşme süresi sonunda kendiliğinden sona erer.Belirli süreli kira sözleşmesi sona erdikten sonra, taraflar sözleşmenin feshine ilişkin bir ihtarda bulunmadıkları takdirde, kiracının kiralananı kullanmaya devam etmesi, kiraya verenin de buna zimni olarak muvafakat etmesi durumunda sözleşme belirsiz süreli olarak uzamış olur. Bu nedenle somut olayımızda taraflar arasındaki kira sözleşmesinin belirsiz süreli olarak uzadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının kira sözleşmesine dayanarak takip yapmasında ve kira bedeli istemesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.Ancak davacı takibe konu kira bedelinin hesaplanmasında kira başlangıç tarihi olan 26.03.1997 tarihinden itibaren her yıl %80 oranında artırım uygulamak suretiyle 2007-2008 yılı kira bedellerini tesbit edip istemiştir.Mahkemece yaptırılan bilirkişi raporunda da takibe konu kira bedelinin hesaplanması yapılırken kira başlangıç tarihinden itibaren her yıl %80 oranında artırılarak hesaplama yapılmış ise de 2000 yılı ve 2001 yılları artış oranını tesbit eden ve emredici nitelikte olan 4531 sayılı Kanun nazara alınmadan bilirkişi raporu düzenlenmiştir.Bu nedenle bilirkişiden 4531 sayılı Kanun da nazara alınarak yeniden rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün alacağa ilişkin kısmının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) No'lu bentte açıklanan nedenle tahliyeye ilişkin hükmün ONANMASINA, (2) No'lu bentte açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün alacağa ilişkin BOZULMASINA ve Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 990.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenden alınmasına,14/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy