MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İcra takibine itirazın kaldırılması
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu hakkında, kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılmış olan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Mahkemece, istemin davalı şirket yönünden kısmen kabulüne ve davalı ... ve .. yönünden reddine karar verilmesi üzerine, karar davalı borçlu ve davacı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, kararın dayandığı gerekçelere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının alacağa ve garantör sözleşmesine ilişkin temyiz itirazına gelince; takipte dayanılan ve hükme esas alınan 10.09.2005 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar E bendinde her kira yılının bitiminde bir önceki yıla ait kira bedeline %5 kira zammı uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Taraflar kira sözleşmesine ek prokol ile 2008-2009 yılı kira bedelini aylık 6735 USD olarak kararlaştırmışlardır. Kira sözleşmesinden sonra davalı ... ve Emin garanti taahhütnamesi adı altında kira sözleşmesi ve ek protokollerine göre kiracının ödemekle yükümlü olduğu kira bedelini ödemeyi kira sözleşmesi devam ettiği sürece garantör olmayı kabul ve taahhüt etmişlerdir. Bu şartlar geçerli olup tarafları bağlar. Davacı alacaklı 10/01/2012 tarihinde başlatmış olduğu icra takibinde 2011 yılı Eylül ayından 2012 yılı Ağustos ayına kadar olan aylar kira paralarının tahsilini istemiştir. Mahkemece davalı ... ve ... yönünden sözleşmenin süresinin bir yıl olduğundan ve kefillerin uzayan dönemde sorumluluğunun azami hangi süre ile ve miktar yönünden sınırlı olacağı açıkça gösterilmediğinden, kefiller yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık sonradan imzalanan sözleşmenin kefalet sözleşmesi mi yoksa garanti sözleşmesi olduğu noktasında toplanmaktadır. Davalı ... ve .... atıf yapılan kira sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar konusunda sözleşme devam ettiği müddetçe garantör olmayı kabul etmişlerdir. BK.nun 484. maddesi hükmü uyarınca, kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekle tabi olduğu ve ayrıca sözleşmede kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın gösterilmesi gerektiği halde, BK.nun 110. maddesindeki "Başkasının Fiilini Taahhüt" başlığı altında düzenlenmiş olan garanti sözleşmesi herhangi bir şekle tabi tutulmadığı gibi, verilen garantinin belli bir limite bağlanmış olması da öngörülmemiştir. Bu nedenle davalı ... ve Emin takibe konu alacakları garantı ettiklerinden bu alacaklardan sorumludurlar.
Mahkemece kira bedelinde aylık ek protokole göre belirlenen kira parasını esas almış ise de kira sözleşmesinde her yıl %5 artış şartı ek protokol ile kaldırılmamıştır. Ek protokol ile sadece kira parası belirlenmiştir. Bu durumda kira sözleşmesindeki %5 artış şartı geçerli olup bu artış şartına göre kira parası belirlenerek ödemeler mahsup edildikten sonra kalan miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu hususlar göz ardı edilerek yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine, 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy