MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ortaklığın giderilmesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, bir adet taşınmazda paydaşlığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, satış sureti ile paydaşlığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalılardan ... ile ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. HMK.'nun 27. maddesi hükmü uyarınca, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasının 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur. Bu itibarla, paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; davaya konu taşınmazda, paydaş olarak yer alan Mustafa oğlu ... dava dilekçesinde taraf olarak gösterilmiş ve dava dilekçesindeki adrese çıkartılan tebligatlar bila tebliğ iade edilmiştir. Mahkemece, Tapu Sicil Müdürlüğü'nden bildirilen adrese göre, 1969 doğumlu.... dan olma ...'in adresi dava dilekçesindeki adres ile aynı olmasına rağmen, davalı adresinde Tebligat Yasası hükümlerine uygun şekilde, davalıya dava dilekçesi ekli, duruşma gününü bildirir tebligat yapılmamıştır. Bu durumda, yukarıdaki hususlara uygun şekilde davada taraf teşkilinin tamamlandığından söz edilemez. Hükmü temyiz eden 1939 doğumlu ... vekili, müvekkilinin dava konusu taşınmazın paydaş olduğunu, ancak davaya katılmak istenen ...'in mernis kayıtlarına göre 1969 doğumlu olan kişi olduğunu iddia ederek hükmün bozulmasını istemiştir. Bu nedenle, mahkemece öncelikle yapılacak iş, tapu paydasının kim olduğunun belirlenmesi ve tespit edilecek tapu paydaşının öncelikle davaya katılmasının sağlanması gerekir.
Ayrıca, tapu kayıtlarındaki şerhler hanesindeki beyana göre, davacı ... ... in payında, ... lehine 07.02.2011 tarihinde intifa hakkı tesis edildiği anlaşılmaktadır. 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 700 maddesi “bir paydaşın kendi payı üzerinde intifa hakkı kurması halinde, diğer paydaşlardan biri intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden başlayarak üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı buna düşecek bedel üzerinde devam eder” hükmünü taşımaktadır.
Bu durumda dava intifa hakkı sahibinin haklarını yakından ilgilendirdiğinden satış yoluyla paydaşlığın giderilmesi istenen taşınmaz üzerinde intifa hakkı varsa bu hak sahibinin davaya dahil edilmesi zorunludur.
Davaya konu taşınmazda intifa hakkı kurulduğu hususunda diğer davacı paydaşa Türk Medeni Kanunu'nun 700.maddesinde öngörülen biçimde bir bildirimde bulunulmamıştır. Anılan Yasa maddesine göre, paydaşlardan birinin üç ay içinde paylaşma isteminde bulunma halinin intifa hakkının kurulduğunun tebliğinden itibaren başlatmaktadır. Taşınmazdaki pay üzerinde intifa hakkı kurulduğu davacıya tebliğ edilmediğine göre 31.03.2011 tarihinde açılan davanın süresinde olduğunun kabulü gerekir. Yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda, mahkemece pay üzerinde intifa hakkı bulunmaksızın satış yoluyla paydaşlığın giderilmesine, intifa hakkının söz konusu paya düşecek bedel üzerinden devam etmesine karar verilmesi gerekirken, bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 21.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy