MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tazminat
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, haksız fesih nedeniyle ugradığı menfi zarar ve kiralananda kalan malzeme bedelininin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin, davalı şirketten 1.1.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile taşınmazı kiraladığını, kiralanana 200.000 TL bedelli malzemeleri koyup işletmeye başladığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirerek işletmeye başladığı tarihten yaklaşık 10 ay sonra, kira sözleşmesinin feshedildiğini ve müvekkil firmanın söz konusu kiralanandan eşyalarını bile almadan çıkarıldığını, el konulan 57 kalem eşyalarının teslimi için davalı fırmaya başvurdugunu, ancak bir netice alamadığını belirterek malzeme bedeli 200.000 TL'den şimdilik 5.000 TL'sinin, ayrıca 5 yılda 1.500.000 TL ciro hedeflediğini, söz konusu kira sözleşmesinin haksız yere fesih edildiğini, beklediği 1.000.000 TL kazancı alamadığını, müvekkilin bu vasıfta gayrimenkul bulmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla müvekkilin munzam zararını davalıdan isteme hakkı doğduğunu, bu nedenle 1.000 000 TL munzam zarardan şimdilik 5.000 TL'nin da tahsilini istemiştir. Davalı vekili ise, müvekkilinin AVM kiraladığını, burayı kiracı sıfatı ile kullandığını, kullandığı AVM'nin bovling salonu olarak kullanılan kısmını alt kiracı olarak davacıya kiralandığını, müvekkilinin AVM'yi kullanması ve tüm elamanların kiralanana girmesinin kanun dışı yollarla yeni malik tarafından engellendiğini, eşyalara el konulduğunu, bilinmeyen bir yere götürüldüğünü, bu konuda başlatılan kovuşturmanın devam ettiğini, bu nedenle kiraya verenin haksız eylemi nedeniyle kiralananın kullanılamadığını, haksız bir fesih olmadığını, menkul malların mülkiyetinin de müvekkil şirkete ait olduğunu, bedelinin istenemeyeceğini, menfi zarar da oluşmadığından davanın reddini savunmuştur.
Dava dışı ile davalı kiracı ..... arasında düzenlenen 22.4.2002 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi ile davalı le........arasında düzenlenen 01.01.2007 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli alt kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiralanananın 26.08.2003 tarihinde Hacı Karaküllah’a satıldığı tapu kaydından anlaşılmaktadır. Davalı, kiralamış olduğu AVM'nin bir kısmını bovling salonu olarak işletilmek üzere alt kira sözleşmesi ile davacı şirkete kiraya vermiştir. Davacı kiralananı işletilmeye başladığı tarihten yaklaşık 10 ay sonra AVM'yi kullanmadığı ve kiralanana koyduğu eşyalarını da alamadığından bahisle, eşya bedeli ve kira süresince yoksun kaldığı munzam zararını talep etmiştir. TBK 306. (BK -250) maddeleri uyarınca kiralananın kira süresi içinde, kiracının bir kusuru olmaksızın kullanılmasının mümkün olmayacak hale gelmesi halinde, kiracı ücretten bir miktarın indirilmesini isteyebileceği gibi, ayıp uygun süre içinde giderilmediği takdirde akti feshedebilir. Hatta kiraya veren kendisinin bir kusuru olmadığını isbat edemez ise tazminat ile mükellef olur. Bu durumda, müsbet zararın istenebilmesi için bu maddede yazılı seçimlik haklarından birinin kullanılması gerekir. Davacı tarafından AVM'nin kapatıldığı belirtilmiş ise de, AVM'nin açılması ve eski hale getirilmesi için süreli bir ihtar keşide edilmemiştir. Öte yandan kiralamış olduğu taşınmaz ile ilgili zilyetliğe dayalı bir meni müdahale davası da açılmadığı gibi davacı tarafından sözleşmenin fesih edildiğine dair bir ihtar da yoktur. Davacının Konya 4. noterliğinin 17.9.2007 gün ve 26328 yevmiye nolu ihtarı ise kiralananda bulunan eşyaların mağazanın kapatılması nedeniyle teslimine ilişkin olup, fesih iradesini taşımadığından fesih ihbarnamesi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Davacı kiracı sözleşmeyi fesih etmediğine göre 1.1.2007 başlangıç tarihli sözleşme halen ayaktadır. Sözleşme fesih edilmeden tazminat davası açılamaz. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy