MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, yasal önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu tepecik köyü 680 nolu parselden davalılardan ...’ın 22/06/2006 tarihinde 4/6 pay satın aldığını daha sonra bu payın 1/6 sını kendi üzerinde bırakarak 1/3 payını ...’ya 1/6 payını da ...’ya 07/12/2006 tarihinde sattığını belirterek önalım hakkı nedeni ile payların adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı, müşterek mülkiyet ilişkisi devam ettiği sürece mevcuttur. Yargılamanın devamı süresinde davacının paydaşlığını koruması zorunludur. Davacı davanın açılmasından sonra herhangi bir şekilde payını yitirirse davacının paydaşlığından söz edilemeyeceğinden önalım hakkının da kaybedildiğinin kabulü gerekir.
Olayımıza gelince; Dosya arasında bulunan tapu kayıtlarına göre davaya konu ... Mahallesi, ... parsel nolu taşınmazın 10/07/2008 tarihli tescil işlemi ve imar uygulaması sebebi ile ... ada ... ve ... ada ... nolu parsele dönüştüğü, bu taşınmazlardan ... ada ... parselde davacı ...’ın, ... ada ... nolu parselde ise davalıların paylarının bulunmadığı, anlaşılmıştır.
Daire geri çevirme kararı sonucunda; ... 1. İdare Mahkemesinin 2008/269 Esas 2009/136 Karar sayılı kararı ile dava dışı 3. kişi tarafından imar planı değişikliğinin ve imar uygulamasının iptali için açılan dava sonucunda idare mahkemesince davanın imar planına yönelik kısmının reddine, imar uygulamasına ilişkin davacının taşınmazına yönelik kısmının iptaline karar verildiği kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay 6. Dairesinin 13/06/2012 tarih ve 2009/8958 Esas 2012/3440 Karar sayılı kararı ile uygulama imar planında hukuka uyarlık görülmediğinden iptali gerekirken davanın reddi yönündeki mahkeme kararının isabetsiz olduğu, uygulama işlemi hakkında da bu çerçevede karar verilmesi gerektiği belirtilerek idare mahkemesince verilen kararın bozulduğu, idare mahkemesince bozmaya uyularak verilen 18/10/2012 tarih ve 2012/1314 Esas 2012/1237 Karar sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, verilen bu kararın da temyiz edilmesi üzerine dosyanın tekrar Danıştay’a gönderildiği kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Önalıma konu payın ilişkin bulunduğu ... parsel sayılı taşınmaz imar uygulaması sonucunda, birden çok imar parseline ayrılmış olup yeni oluşan imar parsellerinde taraflar arasında müşterek mülkiyet ilişkisi bulunmamaktadır. Ne var ki imar uygulamasının iptaline ilişkin idare mahkemesinde devam eden bir dava olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece idare mahkemesinde görülen davanın tarafların paydaşlık durumunu etkileyip etkilemediği üzerinde durularak idare mahkemesince verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy