MAHKEMESİ : Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/03/2012
NUMARASI : 2009/855-2012/138
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava,kira sözleşmesinden kaynaklanan kira parası ve cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece kira alacağına ilişkin davanın HMK 150 maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına,cezai şart alacağına ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Cezai şart, geçerli bir borcun yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi ya da belli bir yerde, belli bir zamanda yerine getirilmemesi durumunda, borçlunun ödemesi gereken bir edimdir. Cezai şartın ceza ve tazminat fonksiyonu olup, Borçlar Kanununda bu iki fonksiyon kaynaştırılarak bileşik sistem kabul edilmiştir. Bu sistemin sonucu olarak aşırı görülen cezai şartın indirilmesinde tazmin ve ceza dengeli olarak korunmalıdır.
Borçlar Kanunun 161. maddesinin ilk fıkrasında "akitlerin cezanın miktarını serbestçe tayin edebilecekleri" son fıkrasında ise "hakimin fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükellı olduğu" belirtilmiştir. Ticari olmayan işlemlerde bu kuraldan dolayı borçlu ileri sürmese bile, hakim cezai şarttan indirim yapılıp yapılmayacağını doğrudan görevinden ötürü saptamalıdır. Ne var ki, akdin bir şartını değiştirme yetkisini veren bu hak, istisnai olarak tanınmış bir hak olduğu için hakim, bu hakkını ölçülü olarak kullanmalı, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme yeterliliği ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması dolayısıyla sağladığı yarar, borçlunun kusur derecesi, borca aykırı davranışın ağırlığı, sözleşmeden beklenen yararın elde edilememesi ve akde aykırı davranılması yüzünden doğan zarar, cezai şartın tazmin ve ceza fonksiyonlarının dengeli olarak korunması gereği prensiplerini gözönünde bulundurmalı ve hakimin kullandığı takdir hakkını Yargıtay'ın denetimine olanak vermeye elverişli objektif esaslara dayandırılmalıdır.
Somut olayda; Davacı vekili,dava dilekçesinde, dava konusu,Ankara İli Sincan İlçesindeki ....ada 1 parsel numaralı ve Diyanet İşleri Başkanlığına tahsisli taşınmazın üzerinde bulunan Yunus Emre Camiinin altında yer alan 450 m2 yüzölçümlü dükkan yeri Ankara Defterdarlığı Milli Emlak Dairesi Başkanlığınca yapılan ihale sonucu 18.10.2006-17.10.2009 yılları arası olmak üzere 3 yıl süreyle davalıya kiraya verildiğini,taraflar arasında düzenlenen 18.10.2006 tarihli kira sözleşmesinin noterden onaylandığını, kiralananda idarece 01.02.2008 tarihinde yapılan tespitte, kiracının bu yeri 6 ay önce boşalttığının ve dükkanın boş olduğunun tespit edildiği, davalının şartname ve sözleşme hükümlerini yerine getirilmemesinden dolayı sözleşmenin 8.2.2008 tarihli olur ile feshedildiğini, kira sözleşmesi eki taşınmaz kira şartnamesinin 23. maddesinde " Kiracının taahhüdünü sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi halinde kira sözleşmesi herhangi bir hüküm almaya ve tebligat yapmaya gerek kalmaksızın idarece feshedileceği,kesin teminatın irad kaydedileceği ve son bir yıl kira bedelinin tazminat olarak tahsil edileceğinin...” düzenlendiğini,davalının ödemesi gereken 2006 yılı 4.kira taksiti olan 4.625 TL'nin de ödenmediğini belirterek 2006 yılı 4.taksiti olan 4.625 TL'nin 10.5.2007 vade tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek gecikme zammı ve faiziyle ayrıca şartnamenin 23. maddesi uyarınca kiracının taahhüdünü sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi nedeniyle tahakkuk ettirilen son yıl kira bedeli olan 18.500 TL'nin borcun doğduğu tarihten tahsil tarihine kadar gecikme zammı ve yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı,cevap dilekçesinde,askere giderken bu yeri nişanlısına vekalet vererek teslim ettiğini ancak vekaletin kötüye kullanıldığını,kiralananı mal sahibine teslim etmeyip kapattığını öğrendiğini,asgari ücretle çalıştığını,talep edilen alacağı ödeyemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kira alacağına ilişkin davanın HMK 150 maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına, kira sözleşmesinin eki niteliğindeki kira şartnamesinin 23.maddesi gereğince son bir yıl kira bedelinden oluşan tazminatın(cezai şart) davalıdan tahsiline karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak mahkemece B.K. 16l/son maddesine göre cezai şartta indirim yapılıp yapılamayacağı tartışılmalı, tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun ifa edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı, ölçüt alınarak gerekirse bu konuda özel bilgisi olan bilirkişiden de yararlanılarak ve sonuçta hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun bir cezai şart miktarına hükmedilmelidir. Hakimin, bu kuralı uygularken kullanacağı takdir hakkının, Yargıtay denetimine elverişli esaslara dayanması da zorunludur. Mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde inceleme yapılarak cezai şarttan indirim yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi gerekirken cezai şartın tümünün tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy