MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali, tahliye
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali, tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında kira alacağı nedeniyle başlatmış olduğu icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı genel mahkemeye başvurarak itirazın iptali, takibin devamı ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece itirazın iptaline, kiralananın tahliyesine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı kiracının tahliyeye yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının alacağa ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı tarafından inkar edilmeyen 01.01.2009 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli aylık 800 TL bedelli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 14.11.2011 tarihinde başlattığı icra takibi ile ayın otuzunda ödenmesi gerekirken, ödenmeyen Ekim 2011 ayı kira parası 905 TL'nın tahsilini istemiştir. Davalı itirazında ve savunmasında aylık kira parasının gerçekte 225 TL olduğunu, bu miktardan davacının banka hesabına yatırdığını savunmuştur. Ancak, taraflar arasındaki yazılı kira sözleşmesinde aylık kira parası 800 TL olarak belirlenmiş olup, bu belgenin aksinin de yazılı bir belge ile kanıtlanması gerekir. Davalı aylık kira parasının 225 TL olduğunu kanıtlayamadığına göre mahkemece de aylık kira parasının 800 TL olduğu kabul edildiği halde yanılgıya düşülerek 905 TL üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ; Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün tahliyeye ilişkin bölümünün ONANMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davalının alacağa yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün alacağa yönelik kısmının BOZULMASINA ve onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına, 23.05.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, kira alacağının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali ve tahliye istemine ilişkindir. Davacı, sözleşmeye göre aylık kira bedelinin 800.- TL olduğu halde, davalının 225.- TL ödediğini ileri sürerek, kira alacağının tahsilini ve kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı ise, aylık kira bedelinin 225.- TL olduğunu, başlangıçtan itibaren 225.- TL üzerinden ödediğini, kira borcunun bulunmadığını savunmuştur.
Uyuşmazlık, aylık kira bedelinin 800.- TL mi, yoksa 225.- TL mi olduğu noktasında toplanmıştır. Takipte ve davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.01.2009 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesi hususunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Sözleşmede aylık kira bedeli 800.- TL olarak belirlenmiştir. Davalı cevabında, aylık kira bedelinin 800.- TL olmayıp, 225.- TL olduğunu, davacının kredi çekebilmesi için 800.- TL olarak gösterildiğini, gerçekte 225.- TL olduğunu ve başlangıçtan beri bu şekilde ödediğini beyan etmiştir.
Davacıya ait banka hesap özetine göre de icra takibinin yapıldığı 14.11.2011 tarihine kadar aylık kira bedelinin 225.- TL üzerinden ödendiği anlaşılmıştır. Yaklaşık üç yıl, aylık kiranın bu miktar üzerinden ödenmiş olması, aylık kiranın gerçekte bu miktar olduğunu göstermez. Zira, davacı zamanaşımı süresi içinde kira farkının ödenmesini her zaman isteyebilir.
Hal böyle olunca, sorunun genel ispat kurallarına göre çözümlenmesi gerekir. 4721 sayılı TMK.nun 6. maddesine göre, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Davacı aylık kira bedelinin 800.- TL olduğunu ileri sürerken, bunu adi yazılı belge niteliğindeki kira sözleşmesi ile kanıtlamıştır. Davalı bunun aksini iddia ettiğine göre, 6100 sayılı HMK.nun 201. maddesi gereğince, (Mülga HUMK.nun 290. maddesi) senede karşı senetle ispat kuralı geçerli olduğundan, bunu tanıkla ispat edemez. Yine aynı kuvvette yazılı belgeyle ispat etmesi gerekir. Davalı böyle bir belge ibraz edememiştir.
Ne var ki, bu aşamada davalı henüz bütün ispat sebeplerini tüketmiş değildir. Zira, davalı aylık kira bedelinin, 225.- TL olarak kararlaştırıldığına dair yemin deliline de dayanmıştır. HMK.nun 227. maddesinde, "Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir." hükmü öngörülmüştür. Aynı Kanunun 225. maddesinde yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır, şeklinde açıklanmıştır. Aylık kira bedelinin sözleşmenin aksine 225.- TL olarak belirlendiği savunması da bir maddi vakıaya dayanmaktadır. Somut olayımızda aylık kira bedeli taraflar arasında çekişme konusudur.
Bu durumda, davalının davacıya aylık kira bedelinin 225.- TL olarak belirlendiğine dair yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, hasıl olacak sonuca göre, aylık kira bedelindeki uyuşmazlık giderilmelidir. Nitekim doktirinin görüşü (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü C.2 Sh.1717) ve yerleşik uygulama (Y.HGK.nun 23.03.1979 t. ve 11/473-321 sayılı içtihadı ve Y. 13. H.D.nin 17.01.1977 t. ve 5722/304 sayılı içtihadı) bu şekildedir.
Aylık kira bedelindeki uyuşmazlık bu şekilde çözümlendikten sonra, varsa alacak miktarı belirlenmeli, davalının yaptığı ödemeler gözetilmeli, kalan bir alacak miktarı varsa buna hükmedilmeli, temerrüdün gerçekleşip gerçekleşmediği bundan sonra değerlendirilmeliydi. Hükmün bu nedenlerle ve az yukarıdaki gerekçeyle bozulması gerekirken, alacağın farklı gerekçeyle bozulması ve tahliyenin onanması yönündeki sayın çoğunluğun değerli görüşüne katılamıyorum. 23.05.2013
Full & Egal Universal Law Academy