MAHKEMESİ : Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/02/2013
NUMARASI : 2012/1072-2013/175
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının 10.3.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, kira bedellerini ödemediğini, borcun tahsili açısından Ankara 32. icra müdürlüğünün 2012/10756 esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının süresinde borca itiraz ederek, takibi durdurduğunu ileri sürerek, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın % 40' ından aşağı olmamak üzere davalıdan icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir. Davalı vekili, taşınmazın 31.1.2011 tarihinde tahliye edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalı kiracının taşınmazı tahliye edeceğini bildirdiğini, davacının anahtarı teslim almaktan kaçındığı bu nedenle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 10.3.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Kiralanan niteliği itibariyle 6570 Sayılı Kanun hükümlerine tabi olup, 6570 Sayılı Kanunun 11.maddesi gereğince sözleşmenin yıldan yıla yenilendiğinin ve kiracılık ilişkisinin devam ettiğinin kabulü gerekir.
Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir. Anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispat edemezse kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır.
Anahtarın kiralayana teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik bir hukuki sonuç doğurduğundan, bunun ne şekilde ispat edileceği hususu, yıllık kira bedelinin tutarı esas alınmak suretiyle, HUMK. nun 288. ve 289. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Eş söyleyişle, yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının (H.U.M.K. md. 288) üzerindeyse ve kiralayanın açık muvafakati yoksa (H.U.M.K. md. 289), bu yön kiracı tarafından ancak yazılı delille ispatlanabilir; tanık dinlenemez. Kiralayan anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini isteyip, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek ve durumu
kiralayana bildirmektir. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde, durumun kiralayana bildirildiği tarihte son bulur. Aksi takdirde, kiracının, kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder.
Davacı, 24.8.2012 tarihinde başlatmış olduğu icra takibinde, 2011 yılı Nisan ayından Aralık ayına kadar olan dönem kira parası olarak 6162 TL asıl alacak ve 577 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6739 TL'nin tahsilini istemiş, davalı itirazında kiralananı 31.1.2011 tarihinde tahliye ettiğini, kira borcu bulunmadığını bildirmiştir. Davacı kiraya veren ise taşınmazın 5.12.2011 tarihinde çilingir marifeti ile açılarak teslim alındığını beyan etmiştir. Kiralananın tahliye edilerek anahtarın kiralayana teslim edildiğini davalının kanıtlaması gerekir. Davalı kiracı taşınmazı tahliye ettiğine dair ihtarını 8.2.2011 de davacı kiralayana tebliğ etmiş ise de davalı kiracı anahtar teslimini yazılı belge ile kanıtlayamamıştır. Mahkemece tahliye tarihi olarak taşınmazın davacının hâkimiyetine girdiği 5.12.2011 tarihi esas alınarak davacının kira alacağı hesaplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 23/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy