(6098 S. K. m. 346) (2004 S. K. m. 67)
Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu hakkında, kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalı borçlunun yasal süresinde itiraz etmesi üzerine, davacı İcra Mahkemesinden itirazın kaldırılması isteminde bulunmuştur. Mahkemece itirazın kısmen kaldırılmasına karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik olmamasına göre temyiz eden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacı kiralayan, davalı kiracıyla düzenlediği 28.8.2011 başlangıç tarihli ve 14 ay süreli kira sözleşmesine dayanarak kiracı hakkında İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün 2012 /12359 Esas sayılı dosyasıyla toplam 39582 TL kira alacağının tahsili için icra takibine başlamış, davalı süresinde takibe itiraz etmiştir. Davacı alacaklı 27.6.2012 tarihinde başlattığı icra takibiyle Mayıs 2012 100 USD, Haziran 2012 2150 USD ve sözleşmedeki muacceliyet koşulu sebebiyle Temmuz-Ekim 2012 ayları kira bedeli olarak aylık 4300 USD kira bedelinin tahsilini istemiştir Sözleşmenin özel şartlar 9. maddesinde herhangi bir ay kira parası ödenmediği takdirde gelecek ayların kiralarının muacceliyet kespedeceği hüküm altına alınmıştır. Mahkemece 6098 Sayılı Türk B.K.n 346. maddesi uyarınca muaccel alacaklar dışındaki kira alacağının reddine ve reddedilen miktar üzerinden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının alacağını doğrudan mahkemede dava ederek haklı çıkması, alacağın likit ve muayyen olması gerekir. Eğer alacaklı itirazın iptali davasında haklı çıkar ve borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse, istenmesi halinde alacaklı yararına, eğer davalı borçlu haklı çıkar ve dava reddedilirse bu kez alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olması koşuluyla yine istenmesi halinde borçlu yararına tazminata hükmedilir. Yasayla güdülen amaç borçlu olduğu miktarı bilebilecek durumda olan borçlunun ödeme emri üzerine icra borcunu inkar etmesini önlemek, gerçekte alacaklı olmayan alacaklının da borçluya zarar vermesini engellemektir.
Somut olayda, talebin reddedilen kısmı 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk B.K. hükümlerinin uygulanmasına dayalı olmakla davacı alacaklının kötü niyetli olduğunun tespiti doğru değildir. Bu durumda mahkemece, yasa değişikliği sebebiyle kötü niyet tazminatının reddedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacının kötü niyet tazminatı ile de sorumlu tutulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 Sayılı H.M.K.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek H.U.M.K.nın 428 ve İ.İ.K.nın 366. maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 17.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy