MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 20/12/2012
NUMARASI : 2010/414-2012/305
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiraya veren tarafından açılan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde, davalı Belediye tarafından yapılan ihale neticesinde imzalanan 04.01.2010 tarihli Araç Kira Sözleşmesi ile davalı Belediyeye 235 adet aracın kiralandığını, davalının 28.02.2010 tarihine kadar araçlar nedeniyle 430.088,76 TL ödeme yapması gerekirken gecikme cezası adı altında 162.585,00 TL kesinti yaparak 267.503,76 TL ödemede bulunduğunu, davalının kesintinin araçların sözleşmede belirtilen tarihten sonra teslim edilmesi nedeniyle yapıldığını belirttiğini, sözleşmede buna ilişin bir ceza düzenlemesi bulunmadığını belirterek, 162.585,00 TL nin hakediş tarihi olan 28.02.2010 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, araçların sözleşme gereğince 24.01.2010 tarihine kadar müvekkiline teslim edilmesi gerekirken, araçların 202 adedini 29.01.2010 tarihinde, 24 adedinin 01.02.2010 tarihinde 9 adedinin ise 04.02.2010 tarihinde teslim edildiğini, bu nedenle hesaplanan hakedişten sözleşmenin 16. maddesi gereğince gecikme cezası adı altında söz konusu kesintinin yapıldığını, kesintinin sözleşmeye uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının yaptığı kesintinin araçların geç teslim edilmesi nedeniyle sözleşmedeki cezai şart hükmünden kaynaklandığını ve yapılan kesintinin sözleşmeye uygun olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki 04.01.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesine ilişkin uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme ile davacı, davalı belediyenin hizmetlerinde kullanılmak üzere 235 adet aracı kiralama suretiyle temin etmeyi üstlenmiştir. Sözleşmenin 9. maddesinde kiralama süresi “işe başlama tarihinden itibaren 730 gün” olarak kararlaştırılmış, 10. maddesinde ise “işe başlama tarihi” sözleşme imzalandığı tarihten itibaren 20 takvim günü olarak belirlenmiş ve araçların bu süre içinde en fazla 3 parti halinde teslim edileceği ve teslim tarihinden itibaren işe başlanacağı kararlaştırılmıştır. Buna göre araçların 24.01.2010 tarihine kadar teslimi gerekirken, bu tarihten sonra teslim ediliği tarafların kabulündedir. Ayrıca araçlar nedeniyle düzenlenen hakedişlerin araçların teslim tarihi dikkate alınarak düzenlediği de dosyaya sunulan hakediş belgelerinden anlaşılmaktadır. Hakediş hesaplama yöntemine ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayıp, uyuşmazlık hesaplanan hakediş miktarında yapılan 162.585,00 TL kesintinin sözleşmeye uygun olup olmadığına ilişkindir.
Davalı, yapılan kesintinin sözleşmenin 16. maddesinde düzenlenen cezai şart düzenlemesine uygun olduğunu ve araçların geç tesliminde de cezai şart uygulanabileceğini iddia ederken, davacı sözleşmenin 16. maddesi gereğince cezai şartın uygulanma imkanı olmadığını savunmaktadır. Sözleşmenin 16.1.1 maddesi “Bu iş kapsamında uygulanacak ceza oranı her türlü ceza için günlük ücretin 3 katıdır.” denilerek cezai şart uygulanacak hallerde cezai şartın ne şekilde belirleneceğini düzenlemiştir. 16.1.2 maddesinde ise “Kiralanan araçların her hangi bir sebeble eksilmesi durumunda (arıza, kaza gibi) 24 saati geçen tahsisler için her gün için o araca ait günlük kira bedelinin 3 katı günlük ceza uygulanacaktır. Uygulanan bu ceza aynı ay içinde üç kez tekerrür ettiği takdirde, İSKİ herhangi bir tebligatta bulunmaksızın sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir.” denilerek, “ifaya eklenen cezai şart” taraflarca kararlaştırılmış, gerek sözleşmede gerekse de sözleşmenin eki olan şartnamede, ilgili düzenleme haricinde cezai şart (ceza koşulu) hükmü bulunmamaktadır. Cezai şart (ceza koşulu), borçlunun temerrüdünün doğal sonucu olmayıp, sözleşmede açıkça kararlaştırılmadıkça talep edilemez. Yorum yolu ile genişletilerek yahut kıyas yolu ile benzer durumlara uygulanması mümkün değildir. Zira taraflarca cezai şart (ceza koşulu) kararlaştırılmış olması halinde, alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifasını talep edebileceğinden (BK.nın Md.159, TBK.nın Md.180) cezai şart ancak sözleşmede kararlaştırılan hallerde talep edilebilir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 16.1.2 maddesinde kira sözleşmesi gereğince işe başlama tarihinden sonra kiralanan araçların eksilmesi halinde uygulanacak cezai şart (ceza koşulu) düzenlemiş ise de, sözleşmede işe başlama tarihinde araçların teslim edilmemesi halinde kararlaştırılan ceza koşuluna yer verilmemiştir. İşe başlama tarihinden sonra, araçların eksilmesi halindeki sözleşmenin 16.1.2 maddesinde yapılan düzenlemenin yorum yolu ile araçların geç tesliminde uygulanma imkanı yoktur. Kaldı ki, davalı tarafından üç parti halinde teslim edilen araçların işe başlama tarihleri de fiilen teslim edildikleri tarih kabul edilerek hak edişler hesaplanmış, araçların tesliminde de ihtirazi kayıt dermeyan edilmemiştir. (BK.nın 158/2- TBK.nın 179/2) Bu nedenle davalı kiracının, davacı kiraya verene ödenmesi gereken kira parasından ceza koşulu olarak kesinti yapması doğru olmadığından, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy