MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalılar tarafından ayrı ayrı süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı kiracı ... vekili ile davalı kefil ... tarafından temyiz olunmuştur.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, kararın dayandığı gerekçelere, icra takibindeki itirazında dayanak yazılı sözleşmedeki imzayı açıkca inkar etmediğine göre, davalı kiracı vekilinin itirazın kaldırılmasına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı kiracı vekilinin kiralananın tahliyesine yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Davacı, davalı kiracı ve kefil aleyhine 29/09/2011 tarihine başlatmış olduğu icra takibi ile 2010 yılının Haziran, Temmuz,Ağustos,Eylül ve Ekim ayları kira paraları toplamı 5.000,00-TL'nin tahsilini istemiştir. 13 nolu ihtarlı ödeme emri kiracı davalıya 10/10/2011, kiracı kefiline ise 04/10/2011 tarihinde tebliğ edilmiş, her iki borçlu davalıları hiç bir borçları bulunmadığından bahisle, 10/10/2011 tarihinde takibe itiraz etmişlerdir. Davacı, İİK.'nun 269/1 maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken eski Borçlar Kanunu 260.maddesi yeni Türk Borçlar Kanunu'nun 315.maddesinde öngörülen 30 günlük süreyi beklemeden 01/11/2011 tarihinde icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunmuştur. Ödeme süresi dolmadan ve temerrüt gerçekleşmeden tahliye istenemeyeceğinden, mahkemece tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekir. Yazılı gerekçe ile tahliye kararı verilmesi doğru değildir. Karar tahliyeye yönelik olarak bozulmalıdır.
3-Davalı kefilin itirazın kaldırılmasına yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Davaya ve takibe dayanak 01/01/2010 başlangıç tarihli 5 yıl süreli yazılı kira sözleşmesini davalı ... adi kefil sıfatıyla imzalamıştır. Adi kefil yönünden uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'nun kefalet hükümlerini düzenleyen 486.maddesine göre (6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 585.madde) çözümlenmesi gerekir. Bu madde hükmüne göre adi kefilin borçtan sorumlu tutulabilmesi "kefalet akdinden sonra borçlunun iflas etmesi veya hakkında takibat icra olunup da alacaklının hatası olmaksızın semeresiz kalması yahut borçlu aleyhinde Türkiye'de takibat icrasının imkansız hale gelmesi" koşuluna bağlanmıştır. Davada bu koşullar gerçekleşmediğine göre, sözü edilen madde hükmü uyarınca adi kefil olan davalı ... hakkında doğrudan icra takibi yapılması ve buna dayanılarak dava açılması olanaksızdır. Davacının asıl borçlu kiracı hakkında takip yapması yeterli iken, adi kefil içinde takip açılması doğru değildir. Bu durumda davalı kefilin icra takibine itirazı haklı olduğundan, davalı kefil hakkında açılan itirazın kaldırılması davasının reddi gerekirken, mahkemece yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalı olmuştur.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1) No'lu bentte yazılı nedenlerle kiracı yönünden itirazın kaldırılmasına yönelik kararın ONANMASINA, (2) ve (3) No'lu bentlerde yazılı nedenlerle tahliye ve davalı kefil ... yönünden itirazın kaldırılmasına yönelik kararların BOZULMASINA, onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz harcının davalı ...'dan alınmasına 20/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy