MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi(icra)
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Tebligat Kanununun 10.maddesine göre tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklikle birlikte 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununda kabul edilen “adres kayıt sistemi”ndeki adreslerin tebligat işlemleri bakımından esas alınabileceği benimsenmiştir. Tebligat Kanununun 6099 sayılı yasa ile değişik 10.maddesinde, Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen son adresi olarak kabul edilerek tebligatın buraya yapılacağı hükmüne yer verilmiştir. 10. Maddede yapılan değişiklik ile bilinen en son adrese tebligat yapılması usulü terk edilmemekle birlikte, tebliğ işleminin bu adrese yöntemine uygun bir şekilde yapılamaması durumunda “adres kayıt sistemindeki adres”in esas alınacağı, başka hiçbir araştırma yapılmadan tebligatın o adrese yapılacağı usulü benimsenmiştir.
Muhatabın adreste bulunmaması veya bulunduğu halde tebellüğden imtina etmesi halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiği, Tebligat Kanununun 20-21 ve Tüzüğün 28.maddesinde açıklanmıştır. Buna göre muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazıp imzalaması gerekir.
Tebligat Kanununun 21.maddesine birinci fıkradan sonra 6099 Sayılı Kanunla eklenen fıkra hükmünde gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli ayrılmış olsa dahi tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya memurlarına teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini içeren ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı düzenlenmiştir. Ne var ki tebliğ işleminin Tebligat Kanununun değişik 21/2. maddesinde belirtilen bu usule uygun olup olmadığının denetlenmesi bakımından tebliğ mazbatasındaki adresin adres kayıt sisteminde belirtilen adres ile aynı olup olmadığının tebligat memurunca tebliğ zarfına yazılması zorunludur.
Olayımızda; davalı ...’a dava dilekçesi ile duruşma gününü bildiren tebligat Tebligat Kanununun 21.maddesine göre tebliğ edilmiş ise de, tebligat mazbatasındaki adreslerin "adres kayıt sistemi"nde gösterilen adres ile aynı olup olmadığı belirtilmemiştir. Bu durumda tebliğ işleminin Tebligat Yasasının değişik 21/2. maddesinde belirtilen usule uygun olduğu düşünülemez. Öte yandan Tebligat Kanununun 21/1. maddesinde belirtilen usule de uyulmamıştır. Bu nedenle yapılan tebligatlar usulsüz olup, savunma hakkı kısıtlanmıştır. Bu durumda mahkemece davalıya dava dilekçesi ile duruşma gününü bildirir usulüne uygun tebligat yapıldıktan ve taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 27/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy