MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 12/12/2012
NUMARASI : 2011/179-2012/268
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, araç kiralama sözleşmesinden kaynaklanan kira borcu, işlemiş faiz ve vade farkı alacağının tahsili nedeniyle yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve % 40 dan aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. Davalı takipten sonra asıl alacağı ödemiş olduğundan davacı tarafından davada vade farkı, protesto masrafı ve işlemiş faiz istenmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, itirazın iptaline, takibin 203,83 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı lehine icra tazminatı verilmesine, davalının icra tazminatı talebinin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-)Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve taktirde de bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-)Davacı vekilinin vade farkına ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı arasında 04/11/2003 tarihinde uzun dönem kira sözleşmesi akdedilerek, bu sözleşme çerçevesinde ., ., ., ., ., .plakalı araçların davalı tarafından kiralandığını, davalının Mart 2009 tarihinden sonraki kira borçlarını ödemediğini, kira alacağı için düzenlenen faturalara davalı tarafından itiraz edilmediğini ve kesinleştiğini, takip tarihine kadar oluşan 76.470,02 TL tutarındaki alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının ise haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz etmesine rağmen 03/09/2009 tarihinde 15.000 TL, 09/09/2009 tarihinde de 38.943,71 TL toplamda 45.671,86 TL ödeme yaptığını ileri sürerek davalının borca itirazının iptali ile icra takibinin devamına, alacağın %40ından az olmamak üzere icra-inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya muhtelif tarihlerde toplam altı adet araç kiralandığını, davacı tarafından tahakkuk ettirilen kira bedellerinin, eksiksiz olarak ve zamanında ödendiğini, buna karşın, taraflar arasındaki kira ilişkisinin devam ettiği dönem zarfında, davacı tarafından haksız ve sözleşme koşullarına tümüyle aykırı biçimde, içeriği dahi tam olarak anlaşılamayan ve "vade farkı, operasyonel hizmet bedeli" vb. ifadeler adı altında tanzim edilen bir takım faturalarla davalıdan fazladan ödeme yapılması talebinde bulunulduğunu, icra takibinde asıl alacak dışında talep edilen işlemiş faiz ve vade farkının dayanağının da bulunmadığını, zira sözleşmede yer alan vade farkı hükmünün temerrüd faizi
anlamını taşıdığını, belirterek davanın reddi ile davacının %40 oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 04/11/2003 başlangıç tarihli uzun süreli araç kiralamasına ilişkin kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 3.4 maddesinde, "Kira bedellerinin bu sözleşmede belirlenen şekil ve şartlarda ödenmemesi veya bu ödemelerin üç iş gününü aşması halinde, her bir ödeme ile alakalı olarak kiralayan tarafından ödenmesinde gecikilen her bir faturada, kira bedelinin M.B.döviz satış tutarı üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi sureti ile hesaplanan tutara fatura tarihini takiben aylık merkez bankası reeskont faizi oranında vade farkı tahakkuk ettirilecek olup, günlük olarak uygulanacaktır. Ayrıca sözleşmeden dolayı tarafların birbirlerine herhangi bir ödeme borcunun doğması halinde yazılı ilk ödeme talebinden itibaren yine aynı vade farkı uygulanacağı" kararlaştırılmıştır. Davacı, davada bu düzenlemeye dayanarak 30.594,33 TL vade farkı talebinde bulunmuştur. Mahkemece sözleşmede kabul edilen vade farkının uygulanabilmesi için ödeme tarihlerinin kesin bir vade içermesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmede kabul edilen ödeme tarihlerinin ise kesin vade içermediği, öte yandan taraflar arasında vade farkı uygulamasının da bulunmadığı gerekçesiyle davacının vade farkına ilişkin talebinin reddine karar verilmişse de kira sözleşmesinde kira bedelleri ve ödeme şekli zamanı belirlenmiştir. Ayrıca davacının kira sözleşmesinde kararlaştırılan vade farkını daha önceki alacaklarında istememiş olması bu takipte istemesine engel teşkil etmez. Kira sözleşmesinin 3.4 maddesine göre kira bedelinin ödenmesinin gecikmesi halinde vade farkı uygulanacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen vade farkına ilişkin talebin reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy