MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, iktisap ve işyeri ihtiyacı sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yeni satın aldığı ve davalının market olarak kullandığı davaya konu kiralananda, büfe işletmeciliği yapacağından bahisle kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı ihtiyacın samimi olmadığını, davacının işçi olarak bir fabrikada çalıştığını, davanın reddini savunmuştur.
Konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı iktisap eden kimse dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde, dilerse TBK.’nun 351.maddesi uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Davanın altı ayın sonunda hemen açılması şart olmayıp sözleşme sonuna kadar açılması mümkündür. Ancak edinmeyi izleyen bir ay içerisinde bildirimin tebliği zorunlu olup bunun sonradan giderilmesi mümkün değildir. Açılacak davada tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın varlığının kanıtlanması gerekir.
İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir.
Olayımıza gelince;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının yeni satınaldığı taşınmazda işyeri açma ihtiyacının gerçek, samimi ve zorunlu olup olmadığı noktasındadır. Dosyada sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağı ve tanık beyanlarından, davacının bir fabrikada işçi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davalının asgari ücret ile çalıştığı bir işinin varlığı ihtiyacının samimi olmadığına yeterli nitelikte bir delil değildir. Davacının kendi işyerini açarak, kendi işini yapmak istemesi ihtiyacın varlığına karine teşkil eder, kaldı ki davacı tanıkları da bu iddiayı doğrulayan beyanlarda bulunmuşlardır. Ayrıca, davacının tanık beyanlarına göre 7-8 dükkanında kiracısının bulunması da bu sözü edilen dükkanların dava açılmadan önce ya da yargılama sırasında kiracıları tarafından boşaltılıp, yeniden başka kişilere kiraya verilmesi iddiasında bulunulmaması
karşısında yine samimiyetsizliği gösteren bir savunma değildir. Yine davalının muvazaalı satış iddiası tahliye davasında ileri sürülemeyeceğinden ve davacının ihtiyacının gerçek,samimi ve zorunlu olmadığını ispata elverişli davalı tarafça sunulmuş başkaca bir delili bulunmadığından, mahkemece ihtiyacın varlığının kabulü ile kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken, davacının işinin bulunması ve 7-8 tane kendisine ait dükkanda kiracılarının olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy