MAHKEMESİ: Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 14/03/2013
NUMARASI: 2011/383-2013/276
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 01/05/2005 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede aylık kira bedelinin 350 TL olduğu ve her ayın 5. Günü akşamına kadar ödeneceği, kira bedelinin yıllık %20 oranında artırılacağı kararlaştırılmıştır. Bu şartlar geçerli olup tarafları bağlar. Davacı anılan sözleşmeye dayanarak 09/11/2010 tarihinde başlattığı icra takibinde, kira farkı açıklamasıyla aylık 300 TL den 2009 yılı Ocak ayı ila 2010 yılı Ocak ayı arasındaki 3900 TL kira alacağı ile aylık 650 TL den 2010 yılı Şubat ayı ila Eylül ayı arasındaki 5200 TL kira alacağı ve 2010 yılı Ekim ayından 216 TL kira alacağı olmak üzere toplam 9316 TL asıl alacak 693,44 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere 10009,44 TL alacağın tahsilini istemiş, ödeme emrinin tebliği üzerine davalılar yasal süredeki itirazlarında borçlu olmadıklarını bildirmişlerdir. Davacının 2009 yılı Ağustos ayı ila 2010 yılı Ekim ayı arasındaki 7216 TL asıl alacak ve 392,09 TL işlemiş faiz alacağına yapılan itirazın iptali istemiyle açtığı davada, mahkemece taraflar arasında daha önce Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2010/791 sayılı dosyasında 02/02/2010 tarihli itiraz dilekçesinde taşınmazın tahliye edildiğinin belirtildiği, 24/02/2010 tarihinde yapılan delil tespiti ile davacının kiralananın tahliye edildiğini öğrendiği, bu nedenle tahliyeden sonra kira alacağı talep edilemeyeceği, Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/624 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu itirazın iptaline karar verilmesi nedeni ile aylık kira bedelinin 350 TL olduğu hususunun kesinleştiği bu sebeple kira farkı da istenemeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir; anahtarın da kiraya verene teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiraya veren tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiraya verenin bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır. Kiraya verenin anahtarı teslim almaktan kaçınması durumunda kiracının mahkemeye müracaatla tevdi mahalli tayini, icra dosyasına ya da notere anahtarın teslimi suretiyle anahtar teslim yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerekir.
Hükümde belirtilen ve taraflar arasında daha önce görülen Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/624 Esas sayılı dosyasının itirazın iptali ve tahliye davasına ilişkin olduğu; kiraya veren tarafından Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2010/791 Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak aylık 350 TL üzerinden 2009 yılı Ağustos ayı ila 2010 yılı Ocak ayı kira alacakları toplamı 2100 TL alacağın tahsilinin istendiği, borçlular vekilinin 02/02/2010 tarihli itirazında borçlulardan İbrahim Kıday’ın 2007 yılı Aralık ayında diğer borçlu Y.. K..’ın ise 2009 yılı Mart ayında kiralananı boşalttığını kira borcunun bulunmadığını belirterek takibe itiraz ettiği görülmüştür. Davacı kiraya veren tarafından açılan itirazın iptali ve tahliye davası sonucunda Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 30/06/2010 tarih ve 2010/624 Esas 2010/1553 Karar sayılı kararı ile borçluların itirazlarının iptali ile kiralananın tahliyesine karar verilmiş, verilen hüküm temyiz edilmeksizin 29/09/2010 tarihinde kesinleşmiştir. Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/143 D.iş sayılı dosyasında ise; kiraya veren tarafından davalıların halen mecuru kullandıkları belirtilerek mecurun kullanılıp kullanılmadığının tespiti istenmiş, mahallinde 24/02/2010 tarihinde delil tespiti yapılmıştır. Tespite katılan bilirkişi 14/03/2010 tarihli raporunda karşı tarafa haber verilerek kapının kiracı tarafından açılması üzerine tespite konu taşınmaza girildiğini belirtmiştir. Bahsedilen delil tespiti dosyasında anahtarların kiraya verene teslim edildiğine dair bir ifade bulunmamaktadır.
Davalılar kiralananın tahliye edildiğini iddia etmiş ise de bu iddia kanıtlanamamış olup davacı kiraya veren, kiralananın 15/10/2010 tarihinde tahliye edildiğini dava dilekçesinde belirtmiştir. Mahkemece aylık kira bedelinin 350 TL olarak daha önce verilen hükümle kesinleştiği gerekçesi ile kira farkı alacağına ilişkin istek reddedilmiş ise de davacı tarafından Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2010/791 Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak talepte bulunulmuştur. Kiraya verenin alacağından feragat etmediği sürece kira farkı alacağını talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Öte yandan takibe konu dönemde de kiralananın tahliye edildiği usulüne uygun bir şekilde kanıtlanamadığı gibi Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 30/06/2010 tarih ve 2010/624 Esas 2010/1553 Karar sayılı kararı ile de kiralananın tahliyesine karar verilerek bu hüküm taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleştiği halde, borçluların 02/02/2010 tarihli itiraz dilekçelerinde kiralananın boşaltıldığını belirtmesi ve 24/02/2010 tarihinde yapılan delil tespiti sonucunda da kiralananın boşaltıldığının öğrenildiği gerekçesi taşınmazın tahliyeye ilişkin kesinleşmiş hükümden daha önceki bir tarihte boşaltıldığının kabulü ile kira alacağına ilişkin istemin reddi de doğru görülmemiştir. Mahkemece taraflar arasındaki sözleşme hükümleri esas alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.