MAHKEMESİ : Ankara 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17/07/2014
NUMARASI : 2014/277-2014/639
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itiraz etmesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece, istemin reddine karar verilmesi üzerine karar, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı, taraflar arasında düzenlenmiş 01/08/2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesine dayalı olarak 23/01/2014 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile 2013 yılı, Haziran 2014 yılı Temmuz ayları arası kira paralarının tahsilini istemiştir. Takibe yasal süresi içinde itiraz eden borçlu davalılar, davacı alacaklıya herhangi bir borçlarının olmadığını, taşınmazın iskan ruhsatının bulunmadığını, taşınmazın kullanıma elverişli teslim edilmediğini ve bulundurulmadığını ayrıca kefilin sorumluluk süresinin 01/08/2013 de sona erdiğini belirterek borca, faize ve ferilerine itiraz etmişlerdir. Mahkemece, Kiralananın kullanabilmesi için iskan izni bulunması vazgeçilmez bir zorunluluk olup, bunun yerine getirilmesi de kiralayana ait olduğu, mevcut iskan ruhsatı olmayan meskene ne kadar kira ödeneceği, talep edilen kira bedelinin tahsil edilip edilmediği yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmişse de; davalı borçlu itirazında icra takibinde dayanılan kira sözleşmesine karşı çıkmamıştır. Davalı borçluların bu şekildeki itirazı borca itiraz niteliğindedir. İİK.nun 269/2 maddesi hükmüne göre borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi kabul etmiş sayılır. Davalı borçlu takibe itirazında açıkça ve ayrıca kira sözleşmesindeki imzasına ve alacağın miktarına karşı çıkmadığına göre kira ilişkisi ve takip konusu miktar kesinleşmiştir. Uyuşmazlıkta yargılamayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bu itibarla mahkemece, davalı kefil yönünden TBK.nun kefalete ilişkin hükümleri de gözetilerek işin esası hakkında bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy