MAHKEMESİ : Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/04/2013
NUMARASI : 2011/384-2013/152
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde taraflardan gelen olmadı. dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava,kiralayan tarafından kiracı ve kefil aleyhine açılan ödenmeyen kira paralarının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne,davalı kefil D.. N.. yönünden davanın reddine,davalı kiracı şirket hakkındaki davanın kabulü il itirazın iptaline,takibin devamına,asıl alacak üzerinden davacı lehine %20 icra tazminatına karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından davalı kefile ilişkin hüküm yönünden temyiz edilmiştir.
Davacı vekili,dava dilekçesinde,davacı ile davalı kiracı şirket arasında 1.6.2008 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiğini,diğer davalı D.. N..'ın müştereken ve müteselsilen kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, 2010 yılı Eylül ayı ila 2011 yılı Mart ayları arasındaki kira bedellerinin ödenmemesi üzerine tahsili için davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını,davalıların itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline,takibin devamına ve davacı lehine icra tazminatı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı kiracı şirket cevap dilekçesi sunmadığı gibi duruşmalara da katılmamıştır. Davalı kefil D.. N.. vekili,cevap dilekçesinde,takip talebinde aylık kiranın ve hangi ay kira paralarının tahsilinin istendiğinin anlaşılamadığını,kefil sorumlu olduğu süre ve miktar belli olmadığından kefilin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş,Mahkemece,davalı kefil hakkındaki davanın reddine,davalı kiracı hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanununun 484.maddesi uyarınca kefaletin geçerliliği, kefilin sorumlu olacağı belli bir miktarın gösterilmesi koşuluna bağlıdır. Başka bir deyişle kefilin sorumluluğundan söz edilebilmesi için belirli bir sürenin ve kefilin sorumlu olacağı azami miktarın sözleşmede belirlenmiş olması gerekir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.03.2006 gün ve 2006 / 6-78-88 sayılı kararı da bu yöndedir. Yasanın bu hükmü kefaletin geçerlilik koşullarındandır. Davadan sonra 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar kanununun 586-589. ve kefalette şekil şartını düzenleyen 583. Maddesi hükmüne göre kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe kefalet geçerli olamaz.
Taraflar arasında 01/06/2008 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiği,davalılardan Gala Triko Teks. Ür. San ve Tic. Ltd. Şti'nin kiracı, diğer davalı D.. N..'ın müştereken ve müteselsilen kefil olduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünün 18.maddesinde “kefilin kontratın ilk yapıldığındaki kira dönemi ve belirlenen süre için kefaletin mevcudiyetinin devamını kabul ve taahhüt ettiği...” kararlaştırılmıştır. Davacı,2010 yılı Eylül ayı ila 2011 yılı Mart ayları arasındaki kira bedellerinin ödenmemesi üzerine tahsili için davalı kiracı ve kefil hakkında icra takibi başlatmış ve her iki borçlunun itirazı ile takibin durması üzerine davalılar hakkında itirazın iptali davası açılmıştır.
Kira sözleşmesi 5 yıl süreli olup,takip konusu kira dönemi bu 5 yıllık dönem içindeki 3.yıla ilişkindir. Her ne kadar mahkemece,kefilin sorumluluğunun 1.6.2008 tarihinden itibaren 1 yıl ile sınırlı olduğu kabul edilerek kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmiş ise de,kefilin sorumluluğu sözleşme süresi ile sınırlıdır. Kira sözleşmesi 5 yıl süreli olduğuna göre kefilin sorumluluğu da 5 yıl sürelidir. Zira kira süresi yani yukarıda yazıldığı üzere kefaletin süresi belli olup 5 yıldır ve bu süre içindeki aylık kira parası(azami miktar) da belirlidir. Müteselsil kefilin yenilenen dönemlerde de sorumlu tutulabilmesi için kefalet süresi ile kefil olunan miktarın açıkça kararlaştırılması gerekmekte ise de dava konusu edilen dönem, yenilenen dönem olmayıp,5 yıllık kira süresi içinde kalan dönemdir. Bu nedenle Mahkemece,davalı kefilin de sorumlu olduğunun kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı kefil hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı kefil yönünden BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy