MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 04/06/2014
NUMARASI: 2014/21-2014/258
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat ve eşya iadesi davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı-karşı davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı-karşı davacı vekili Av. A.. B.. ve davacı-karşı davalı vekili Av. D.. K.. geldiler. Hazır bulunanların sözlü beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava ödemiş olduğu güvence ve kira parasının istirdadı ve tazminat istemine, birleşen dava ise kiralanan içinde bulunan eşyaların iadesi olmaz ise bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiş,Hüküm asıl davanın davalısı birleşen davanın davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Ticaret Sicil Memurluğunun 25.04.2007 tarihli sicil gazetesi ilanına göre asıl davada davacı şirketin,birleşen davada davalı şirketin 17.04.2007 tarihli genel kurulu kararı ile şirketin isminin B.. Yetenek Geliştirme Merkezi Tanıtım Organizasyon Limitet şirketi olduğu ve 19.04.2007 tarihinde tescil edildiği, B.. Yetenek Geliştirme Merkezi Tanıtım Organizasyon Limitet şirketinin tasfiyeye girerek 08.09.2012 tarihli Genel Kurul kararı ile fesih ve tasfiyenin kapatıldığı, tasfiye memurunun ibrasına karar verildiği ve bu kararın 12.10.2012 tarihinde ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre şirketin tüzel kişiliğinin artık sona erdiğinin kabulü icap eder. Tüzel kişiliğin son bulması ile artık eski tüzel kişinin taraf ehliyeti de son bulur. Tüzel kişiliği sona eren şirketin tüzel kişiliği kalmadığından taraf teşkili sağlandığı söylenemez.Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.Dairemizin 05.03.2013 gün ve 2012/18961-2013/3815 esas –karar sayılı bozma ilamında bu husus nazara alınmamış ise de maddi hataya dayalı bozma kararı usulü kazanılmış hak oluşturmaz.
Limited şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, limited şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü mümkün değildir.
Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, aynı zamanda Borçlar Hukukuna ilişkin bir hukuki işlem olup, bu karar ve işlemin hataya dayanması karşısında gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hataya veya kasta dayalı, şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi Borçlar Hukukunun temel kurallarından biridir. Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, hataya dayalı bir hukuki işlemin düzeltilmesine imkan tanınması kaçınılmazdır.
Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek yargılamanın limited şirket tüzel kişiliğine karşı devamının sağlanması gerekmektedir.
Türk Ticaret Kanunu’nda tasfiye memurunun görev ve yetkileri, tasfiyenin nasıl yapılacağı, alacaklıların haklarının nasıl korunacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmeyeceği hukuksal gerçeği de dikkate alınmalıdır.
Tüzel kişiliği sona eren şirketin ihyası için tasfiye memuru ile Ticaret Sicil Memurluğu'na husumet yöneltilerek görevli Asliye Ticaret Mahkemesinde ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmelidir. Dava açıldığı, takdirde ve alınacak sonuca göre eldeki davaya devam edebilme imkanı bulunduğu belirlendiğinde, tüzel kişiliğe tebligat yapılarak, usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek davanın sonuçlandırılması gerekir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı-karşı davacı yararına takdir olunan 1.100.-TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 23.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.