MAHKEMESİ: İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 12/11/2013
NUMARASI: 2012/386-2013/702
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine, davacının % 20 oranında kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı vekilinin kötü niyet tazminatına ilişkin temyiz itirazlarına gelince ;
Davacı alacaklı, bir kısım kira alacağı ve elektrik borcundan dolayı dava dışı kiracı ve adi kefil hakkında takip başlatmış, kiracıya tebligat yapılmayınca, davalı adi kefilin süresinde yaptığı itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. İtirazın iptali davalarında İcra İflas Kanunu'nun 67/2 maddesine göre davacı alacaklının davasının reddedilmesi halinde davalı borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için takibin haksızlığı yanında kötü niyetli olması ve bunun davalı borçlu tarafından kanıtlanması gerekir. Somut olayda davacı alacaklının, davalı borçlunun kefaletinin türü ile ilgili yanılgıya düşerek takip yapıp, eldeki davayı açması başlı başına kötü niyetli olduğunu göstermez. Kaldı ki davalı kefil süresinde yaptığı itirazında adi kefil olduğunu ve kendisine karşı takip yapılamayacağı şeklinde de bir itirazda bulunmamış, bu savunmayı mahkemede bildirmiştir. Öte yandan davacı alacaklı ödendiği iddia edilen bir alacak ile ilgili veya sahte bir belgeye dayanarak takipte bulunmamış başka deyişle bu yönde savunmada da bulunulmamıştır. Yasaca öngörülen asıl borçluya gidilmeden adi kefile gidilemeyeceğidir bundan ayrı kefaletin türü, süresi, takibe konu alacağın kefalet süresi ve kapsamı içinde kalıp kalmadığı veya en azından geçerli bir kefalet bulunup bulunmadığı her olayın özelliğine göre hukuki yorumla değerlendirilmesi gereken ve geçerli olup olmadığı konusunda nihayetinde mahkemece karar verilen bir olgu olup somut delillerle ayrıca kötü niyet ispatlanmadığı sürece sırf bu nedenle davacı alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi doğru değildir. O halde davalı borçlunun kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1) No'lu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) No'lu bentte açıklanan nedenlerle kötü niyet tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 13/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.