MAHKEMESİ: İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 12/02/2014
NUMARASI: 2013/987-2014/135
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece tahliyeye, itirazın 63.62 TL asıl alacak ve 2.43 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden %40 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin itirazın kaldırılması talebinin reddine ve 14.936 TL alacağın %40'ı üzerinden takdir edilen icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahalli mahkemece verilen 13.02.2013 tarih ve 2011/2443 Esas – 2013/193 sayılı kararın temyizi üzerine karar dairemizin 10.04.2013 gün ve 2013/5185-6515 sayılı ilamı ile davalının tacir olup olmadığı tespit edilmek suretiyle muacceliyet hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının araştırılması sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verildiği halde bozma gerekleri yerine getirilmeden,davalının tacir olup olmadığı tespit edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Ayrıca, İcra ve İflas Kanunu’nun İ.İ.K.68/son maddesi gereğince itirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine tazminata mahkum edilir. Yasa ile güdülen amaç borçlu olduğu miktarı bilebilecek durumda olan borçlunun ödeme emri üzerine icra borcunu inkar etmesini önlemek, gerçekte alacaklı olmayan alacaklının da borçluya zarar vermesini engellemektir. Somut olayda, red kararı 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanmasına dayalı olup 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu, takip ve dava tarihi itibarıyla henüz yürürlükte değildir. Bu durumda muacceliyet koşulunun geçersiz olduğu yolunda sonradan kiracı lehine getirilen yasal düzenleme sebebi ile verilen red kararı uyarınca davacı alacaklıların icra tazminatı ile sorumlu tutulması da doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 24/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy