MAHKEMESİ : Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/06/2014
NUMARASI : 2013/1320-2014/753
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ödenmeyen kira borcu nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 15.09.2012 başlangıç tarihli ve 9 ay süreli yazılı kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı alacaklı tarafından 19.07.2013 tarihinde başlatılan icra takibinde ödenmeyen 2012 yılı Aralık ayı ile 2013 yılı Mayıs ayı arası kira parası toplamı 16.800 TL nin tahsili istenilmiştir. Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlu süresinde takibe itiraz etmiştir. Kira sözleşmesinin tarafları davacı şirket ile dava dışı kiracı Haluk Yıldırım'dır. Davalı D.. A.. Ö.. E..Kurumları Tic. Ltd. Şti. İse sözleşmeyi kefil ibaresi altında imzalamış olup, sözleşmenin özel şartlar 18. maddesinde '' Kefilin kefaleti müşterek ve müteselsil olup, kefil kontratın ilk yapıldığındaki kira dönemi ve belirlenen süre için kefaletin mevcudiyetinin devamını beyan ve imzası ile kabul ve taahhüt eder '' düzenlemesi bulunmaktadır. Ne var ki 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesinde '' Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz '' düzenlemesi bulunmakta olup, anılan yasa az önce yukarıda belirtildiği üzere kefaletin geçerli olması için kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla ve bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu öngörmüştür. Davaya konu kira sözleşmesinde ise düzenlemeye uygun bir kefaletin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. O halde kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken bundan zuhul ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 17.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy