MAHKEMESİ: Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 17/07/2012
NUMARASI: 2010/105-2012/304
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalılar ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, davalılar tarafından yapılan kira sözleşmesinin muvazaalı olduğundan bahisle aylık kira bedelinin 12.000 TL tespit edilerek 2010 yılı Ocak, Şubat, Mart ayları kira bedelinden davacının hissesine isabet eden 9.000 TL nin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 3.000 TL alacağın davalılardan müteselsilen tahsiline, 4.500 TL'lik kısım ödeme nedeniyle konusuz kaldığından bu miktarla ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dilekçesinde, davacı ile davalılardan İ.., G.. ve M..'in davaya konu taşınmaza müştereken malik olduklarını, davacı dışındaki diğer müşterek maliklerin davalı şirketle kira sözleşmesi yaptıklarını, aylık kira bedelini 6.000 TL gösterdiklerini, davacının bu sözleşmede imzası bulunmadığını, gösterilen kiranın muvazaalı olduğunu, gerçek kira bedelinin ise 12.000 TL olduğunu belirterek aylık kira bedelinin 12.000 TL olarak belirlenmesine bu miktardan 2010 yılı ilk üç ayı için davacının hissesine isabet eden 9.000 TL' nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalılar vekili sözleşmenin muvazaalı olarak yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Kural olarak davacı, davaya konu kira sözleşmesinde imzası bulunmadığından kira bedelindeki muvazaa iddiasını her türlü delille ispat edebilir, aksi halde davacı kira sözleşmesini ve davalı şirketin kiracılık sıfatını kabul ettiğinden sözleşmede yazılı kira bedeli davacı paydaşı bağlar, davacı hiçbir delil ibraz edemezse bilirkişinin tespit ettiği emsal kira rayiçleri üzerinden kira bedeline hükmedilmesi doğru değildir, çünkü bu dava bir ecrimisil davası değildir. Bu bakımdan öncelikle muvazaa iddiasının ispat edilmesi gerekir. Davacı vekili 21.12.2010 tarihli dilekçesiyle tanıklarını bildirmiş, 28.12.2010 tarihli celsede de tanıklarını muvazaa iddiası hakkında dinleteceklerini beyan etmiş ve dinlenmelerini talep etmiştir. Mahkemece aynı celsede verilen 3 nolu ara kararı ile tanıkların dinlenmesine şimdilik gerek olmadığına karar verilmiş daha sonra ise davacı tanıkları dinlenmeden bilirkişi raporları doğrultusunda hüküm kurulmuştur, bu durumda az yukarıda belirtilen nedenlerle öncelikle muvazaa iddiası bakımından davacı tanıkları dinlenip daha sonra davacının tüm delilleri de toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile sadece bilirkişi raporlarına dayalı olarak hüküm kurulması doğru değildir, kabule göre de ilk bilirkişi kurulu davaya konu taşınmazın istenen dönem için aylık kira bedelini brüt 14.000 TL tespit etmiş, ikinci bilirkişi kurulu ise 27.03.2012 tarihli ilk raporda aylık kira bedelinin 10.000 TL olduğunu bildirmiş, 12.07.2012 tarihli ek raporunda ise bu rakamın brüt miktar olduğunu
açıklandığından iki rapor arasında çelişki oluşmuştur, bu durumda mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılıp, denetime elverişli rapor alınmak suretiyle, iki rapor arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru olmadığı gibi mahkemece ikinci bilirkişi kurulu raporu hükme esas alındığı, bu raporda aylık kiranın yukarıda belirtildiği gibi brüt 10.000 TL olduğu bildirilmesine rağmen mahkemece net 10.000 TL üzerinden hüküm kurulması da doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 27/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.