MAHKEMESİ: Erzurum 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 07/03/2013
NUMARASI: 2012/537-2013/255
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira bedelinin tespiti davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira bedelinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, davalının son ödediği aylık 5.345 TL kira bedelinin emsallerine göre yetersiz kaldığını belirterek, 01/07/2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yıllık kira bedelinin 128.280 TL olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece hak ve nesafet kurallarına göre kira bedelinin 01/07/2010 tarihinden itibaren yıllık 90.000 TL olarak tesbitine karar verilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının temyiz itirazlarına gelince ;
İşyeri kiralarında kira parasının tespitine ilişkin TBK'nun 346 maddesi 6353 Sayılı Yasanın 53. maddesi ile değişik 6217 Sayılı Yasanın Geçici 2. maddesi gereğince 8 yıl süre ile ertelendiğinden, işyeri kiralarına ilişkin sözleşmelerde kira parasının tesbiti TBK.dan önceki uygulama çerçevesinde değerlendirilmelidir. Buna göre Anayasa Mahkemesinin 6570 sayılı yasanın 2 ve 3.maddelerinin iptaline ilişkin 26.3.1963 tarih ve 3/67 sayılı kararı ile, 6570 sayılı yasanın kira parasındaki “sınırlı artış” ilkesini ortadan kaldırılmamıştır. Bununla birlikte kira parasının tesbiti yöntemini belirleyen 18.11.1964 tarih ve 2/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kira parasının “hak ve nesafete uygun” seviyede takdiri ile “sınırlı artışı” öngörülmektedir. O nedenle kira parasının tesbiti bir sınırlamadır ve hakim kira parasını takdir ederken bunun bir sınırlama olduğunu gözetmelidir.
18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı Y.İ.B.K. ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre “hak ve nesafet” ilkesi uyarınca hakim bu sınırlamayı yaparken, öncelikle tarafların tüm delilleri varsa emsal kira sözleşmeleri aslı veya onaylı örnekleri dosyaya alınmalı, bilirkişi marifetiyle kiralanan taşınmaz ve taraf emsalleri tek tek görülüp incelenmeli, böylece elde edilen veriler somutlaştırılarak, dava konusu yer ile ayrı ayrı (konumu, çevresi, niteliği, kullanım şekli, kira başlangıç tarihi, kira süreleri vb.) kira parasına etki eden tüm nitelikleri karşılaştırılmalı, emsal kira bedellerinin niçin uygun emsal olup olmadığı somut gerekçelerle açıklanmalı, dava konusu taşınmazın tespit istenilen tarih itibariyle yeniden kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira parası belirlenmeli, hakimce bu kira parası dikkate alınmak suretiyle hak ve nesafete; özellikle tarafların kira sözleşmesinden bekledikleri amaçlarına uygun makul bir kira bedeline hükmedilmelidir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın kira bedelinin tespitinde esas alınan emsal kira sözleşmelerinden, 1 numaralı emsal taşınmazın, 2012 yılı kira bedelinin esas alındığı; 2 nolu emsal taşınmazın kira sözleşmesinin 27/09/2011 başlangıç tarihli olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın 01/07/2010 tarihi itibariyle kira bedelinin tespiti talep edildiğine göre tespiti istenilen döneme yakın tarihte yapılmış kira sözleşmeleri esas alınarak değerlendirme yapılmalıdır. Bilirkişi raporu bu yönü ile eksik olup, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda taşınmazın tespiti istenen dönemde boş olarak kiraya verilmesi durumunda getirebileceği kira bedelinin bilirkişi tarafından tespiti ile, bilirkişinin belirlediği bu tutardan davalının eski kiracı olduğu gözetilerek hak ve nesafet indirimi yapılarak kira parasının tespiti gerekirken anılan ilkelere uygun olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak ve davalının eski kiracı olduğu dikkate alınarak makul bir indirim yapılmadan karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.