MAHKEMESİ : İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/09/2014
NUMARASI : 2014/271-2014/545
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine davalı borçlunun yasal süresinde itiraz etmesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasına icra inkar tazminatına ve kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne itirazın kaldırılmasına, icra inkar tazminatına ve kiralananın tahliyesine karar verilmesi üzerine karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 346.maddesinde; Kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanun'unun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı Kanun'un görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanun'unun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'nci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun'da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354'ncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen 01/09/2013 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesine göre; Aylık kira bedelinin 800 TL olduğu en geç ait olduğu ayın 3. Gününde ve peşin olarak ödeneceği, sözleşmenin 18.maddesinde, aynı dönem içinde kira bedelinin iki ay arka arkaya ödenmemesi halinde ödenmeyen aydan itibaren kontrat süresi sonuna kadar olan kira bedellerinin muaccel hale geleceği kararlaştırılmıştır. Davacı kiralayan tarafından 17/01/2014 tarihinde başlatılan icra takibi ile 2013 yılı Aralık ayı ve 2014 yılı Ocak ayı kira alacakları ile muaccel hale gelen 2014 yılı Şubat ila Ağustos ayları kira alacakları toplamı 6900 TL kira alacağı ve 30 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere 6930 TL alacağın tahsili istenmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmede muacceliyet koşuluna yer verildiği görülmekte ise de; Dosya içeriğinden kiracının Türk Ticaret Kanun'u kapsamında tacir olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece kiracının tacir olup olmadığı araştırılarak, tacir olması durumunda hakkında Türk Borçlar Kanun'unun 346.maddesinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süre ile uygulanamayacağı gözetilmeli, tacir olmadığının anlaşılması halinde ise; yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracı yönünden geçersiz hale geldiği kabul edilerek değerlendirmenin takip tarihi itibariyle ödenmemiş muaccel kira alacağına göre yapılması, muacceliyet koşulu gereğince istenen aylar kirası yönünden alacak (itirazın kaldırılması) isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tüm alacak üzerinden takibe itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan davalı tarafından temyiz dilekçesine ekli ödeme belgesi olarak bir kısım banka ödeme dekontları sunulmuş olup borcu sona erdiren belgelerin yargılamanın her aşamasında ibrazı mümkün olduğundan mahkemece bu ödeme belgelerine karşı da davacıdan diyecekleri sorularak ve takibe konu kira parasının ödenip ödenmediği üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy