MAHKEMESİ : İstanbul 14. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/06/2014
NUMARASI : 2014/40-2014/469
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira bedelinin tespiti davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, göre kira bedelinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile aylık kira bedelinin 01.01.2014 tarihinden itibaren 700,00 TL olarak tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin 01.01.2004 başlangıç, 31.12.2004 bitim tarihli sözleşme ile kiracı olduğunu, davalı kurumun kira parasını 01.01.2014 ten itibaren 928,00 TL ye yükselttiğini, davacı kiracının yeni dönem sözleşmesini ihtirazi kayıt koyarak imzaladığını belirterek kira bedelinin 600,00 TL olarak tespit edilmesini istemiştir. Davalı vekili yasa gereği kiralama işlemlerinin 2886 sayılı kanun gereği yapıldığını, davacı kiracının 2014 yılı kira sözleşmesini serbest iradesi ile imzaladığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden kiralananın davacı kiracıya ilk olarak 17.11.1999 da yapılan ihale sonucu 27.12.1999 başlangıç, 31.12.2002 bitim tarihli sözleşme ile kiralandığı, daha sonra davaya konu sözleşme ve taahhütnamelerle kiracılık ilişkisinin sürdürüldüğü, taşınmazın yeniden ihale ile kiraya verilmediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar sözleşme süresinin 31.12.2004 tarihinde sona ermesinden sonra kira sözleşmesi TBK.nın 347/1 maddesine göre 1 Ocak tarihi itibariyle yıldan yıla yenilenerek uzamış ise de, Vakıflar idaresine 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesinden yararlanma hakkı tanıyan 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 27.02.2008 tarihini izleyen son dönemin bittiği 31.12.2008 tarihi itibariyle sözleşmenin sona erdiğinin kabulü gerekir. Artık bu tarihten sonra yasa gereği sözleşmenin ( TBK 347/1) yıldan yıla yenilenmesi olanağı kalmadığından davacı kiracı fuzuli şagil durumuna düşmüştür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.12.2010 gün ve 2010 / 13-671-696 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Dolayısıyla ortada bir kira sözleşmesi bulunmamaktadır. Her ne kadar kira sözleşmesinin sona ermesinden sonra davalı idarenin belirlediği miktarlar üzerinden davacı taahhütname vermek suretiyle taşınmazı kullanmaya devam etmiş ise de, bu durum taraflar arasında kira sözleşmesi yapıldığı ya da kira sözleşmesinin yenilendiği anlamına gelmez. Talep edilen ve davacı tarafından ödenen miktar, gerçekte haksız işgal tazminatı niteliğindedir. Yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında kiracılık ilişkisi kalmadığından ve bu nedenle kira parasının tespitini (tenkisi ) istemek mümkün olmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 26.01.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy